28 Şubat 2011 Pazartesi

sensory tub


Haftaiçinde Çınar arkadaşı Eren'in miniminnacık arabalarını bir günlüğüne ödünç almış ve bütün gün onlarla oynamış. Kendi kendine oyun oynama süresi ve şekilleri çoğaldı bu aralar. Süpriz yumurtalrdan çıkmış gerçekten mini minnacık arabalar. Bugün birden aklıma geldi ki Mete dayısı bir kutu dolusu süpriz yumurta oyuncağı vermişti Çınar'a. Ben de çok küçükler diye kaldırmıştım. İçinde birkaç tane araba olduğunu hatırladım. Ve fırsatı ganimet bildim. Kahavaltısını doğru dürüst yapmayan Çınar'a tuzaklar.. dınınınıımmm!!! Çok çoook daha önce ne için istediğimi bile halen hatırlayamadığım parça köpüklerle dolu bir kutu getirmişti babamız. Kutunun içine beş tane süpriz yumurta arabası sakladım. Kutuyu mutfağa getirdim. Bir yumurta, bir araba arayışı şeklinde kahvaltı ve oyunu bir arada yaptık. Biliyorum birçoğunuz yemekle oyunu karıştırmamak gerekiyor diyorsunuz ama ben de karşı olduğum halde neler yapıyorum bu yememe olayı yüzünden. İçine bakmadan elleriyle arayarak arabaları bulma oyunu ingilizce de sensory tub diye geçiyor, yani duyuları kuvvetlendirme çalışması yapmış oluyoruz bu sayede. Çınar da çok eğlendi. Bütün haftasonu o arabaları elinden düşürmedi. Gece yatarken de uyurken arabalarımla oynayabilir miyim? uyuyarak arabalarımla oyanayım mı anne? gibilerinden sorular uyku öncesi ve uyku sırasında zaman zamana geldi. uyanıp arabalarını sordu. :))
Ben ise hala oğluma istediği arabalı pastadan yapamadım.. Bir yogunluk bir isteksizlik hakim bu aralar...
Posted by Picasa

26 Şubat 2011 Cumartesi

biz de horoz yaptık ;)

Bloglararası gezinirken İrem'lerin yaptığı horozu gördük. Uygun kağıtlarımız vardı. Fotoğraflarda gördüğüm kadarıyla çizmeye çalıştım şablonları, sonra kestim. Çınar'la yapıştırdık. Fena da olmadı. Sonra uçurmak istedi Çınar horozu. Tabi uçmadı. Horoz uçmaz dedik, kabul etmedi. Dolayısyla İrem kadar çok sevinmedi horozuyla oynarken.

Posted by Picasa

25 Şubat 2011 Cuma

Çınar'la atölyede bir gün

Cuma günü atölyede çok işimiz vardı. Annemlerin de bir hafta öncesinden yapılmış planları vardı. Ben de atölyeye Çınar'la birlikte gitmeye karar verdim. Sabahtan Çınar'ın yemeklerini hazırladım. Çorba termosa(içmeyince arkadaşımla ben içtik), taze yapılmış pilav(yemedi ben yedim), bir kutu konserve ton balığı(neyse ki bunu bitirdi), elma(kabuklu ve bütün elmayı yedi) vs.. Arabalarından seçip aldı, küçük yazı tahtası, tebeşirler, suluboya.. Yazı tahtasını ve bir büyük resim kağıdını benim şövaleme yerleştirdim. Yanına küçük bir sehpaya suluboyasını fırçalarını ve suyunu koydum. Diediğince resim yaptı Çınar. Arada arabalarıyla oynadı.
Atölyeye girer girmez de son yaptığım resmi hiç görmediği halde Sibel'e "bunu annem mi yaptı?" diye sordu. Çok beğendiğini söyledi. Elledi resmi, böyle yapabilir miyim diye sordu. Bir defaya mahsus elleyebilirsin dedim, kuru olduğundan. Hiç bir yeri karıştırmadı. İzin almadan herhangi birşeyi almaya çalışmadı. Kendi kendine saatlerce oynadı, resim yaptı, beni hiç mi hiç üzmedi. Tam sekiz saat boyunca hiç huysuzluk yapmadan kendince vakit geçirebildi. Çok çok teşekkür ederim oğluşum. Kocaman olmuşsun sen gerçekten... Akşam sekiz buçukta atölyeden çıkarken hiçbirimizde hal kalmamıştı yorgunluktan. Çınar da yolda bayıldı, uykuya daldı. Ertesi sabaha kadar uyudu. Annesi gibi uykuya düşkün, genlerimizde var naapalım... ;)

Maalesef hiç fotoğraf yok, makinemin şarjı olmadığından çekemeiştim. Sibel'den fotolar gelirse eklerim.

24 Şubat 2011 Perşembe

Nice yıllara Esin Yenge :)

Oyun grubumuzdan çıktıktan sonra yolda Çınar uyuyakaldı. Akşam da Esin yengenin doğumgünü dolayısıyla ziyaret planımız vardı; ne yapsak ne etsek derken doğru annemlere gidip onları aldım ve dayımlara gittik. Biraz da dolandığımızdan Çınar bir saate yakın uyumuş oldu.
Harika bir sofrada harika yemeklerle harika insanlarla güzel bir akşama başladık. Çınar abilerine doyamadı yine her zamanki gibi. Coştu da coştu.. Herkese binlerce teşekkür..... Nice güzel sağlıklı, mutlu, huzurlu yıllara olsun...



Çınar pastaya el atmazsa olmaz. Mumlar üflenecek pasta kesilecek. Ama işte o kadar, gittiğimiz andan itibaren pasta yiyelim diye bir kaç kez söylenen Çınar tadına bile bakmadı her zamanki gibi. Artık şaşırmıyorum da... Büyüdüğünde de tatlıya hamur işinie çok düşkün olmazsın umarım da her daim fit kalırsın umarım oğlucuğum. ;)) Daha ne diyim ki....
Posted by Picasa

Uzun bir aradan sonra buluştuk.

Bir önceki buluşmaya benim son anda bir işim çıktığından katılamamıştık. Şubat tatili dolayısıyla da toplanamamıştık. Dolayısıyla bir ay olmuş oyun grubu arkadaşlarımızı görmeyeli. Çok özlemişiz. Sanırız onlar da bizi özlemişler. İrem'lerde çok keyifli saatler geçirdik. Kimse huysuzluk yapmadı. Oyuncaklarla ve birbirleriyle çok güzel oyandılar, hatta bir ar oyuna dalıp faaliyet yapmak istemeyeceklerinden korktuk. Ama onu da özlemişler. Meral'in hazırladığı "T" harfinden traktörü yapıştırıp, sürdüler bir de.

Sonrasında çocuklar oynarken kestiğimiz kukla tiyatrosunun hayvancıklarını konuşturdular perde arkasından. Biraz teşvikle hemen hepsi katıldı kukla oyununa. Biraz şarkı söyledik hayvan kuklalarımızla birlikte.. Biraz da kitap okuduk. Sonra bolca resim. Herkes çok farklı resimler çizimler yapıyor. Karakterleri gibi resimleri de çeşit çeşit..


Bu geoform oyunundan istiyorum ben de ama indirimi bitmiş, belki başka bir indirimi yakalarım diye bekleyeceğim. Çok eğitici bir materyal. Zeki kids'ten.
Çıkarken İrem, Ela ve Ece yolculadılar bizi. Zeynep'ler bizden önce kalkmışlardı. Ela ve Ece doğumgünlerine davet etmeyi de unutmadılar. :))
Posted by Picasa

21 Şubat 2011 Pazartesi

kara tahtada yazı yazmak...


İkea'dan aldığımız ressam sehpamızın beyaz tarafını kullanıyorduk hep. Tebeşirin tozundan çekindiğimden Çınar'a tebeşir vermemiştim. Bu haftasonu rengarenk tebeşirlerden de aldık. Tahtanın altına şeffaf kalın muşamba serdim ve Çınar'ı yeni malzemelerle tanıştırdım. Çok hoşuna gitti tebeşirlerle yazmak, kimin gitmez ki? ;) Yazdı, sildi, yazdı. Arada ıslak bez ile tahtayı, tebeşir koyma yerini ve yerleri silerek tozun etrafa yayılmasını önlüyorum şimdilik. Pek bir sorun yaşamadık Allah'tan.
Posted by Picasa

20 Şubat 2011 Pazar

suluboyalı cars boyama kitabı


Dayısı Çınar'a suluboyalı Arabalar(Cars) boyama kitabı almış. Gecenin bi vakti suluboya yaptı dayanamadı Çınar bey. Ertesi sabah da sabahın köründe diğer arabayı boyadı. Hatta öyle sevdi ki anneannesine de götürdü elinde. Bu kadar sevdiğinden ben de ona bir kıyak yaptım, henüz çaktırmadım gerçi ama. Sayfaların hepsini scan ettim, daha sonra bastırıp boyaması üzere..
Çok da güzel boyamış. suluboyayı daha çok seviyor anlaşılan, son zamanlarda pek yapmıyorduk ama.. Teşekkürler dayısı :))
Seni çok seviyoruz.....

Dayısının aldığı kitaplar bununla bitmiyor ama onları başka bir postta yayınlayacağım... ;))
Posted by Picasa

19 Şubat 2011 Cumartesi

iyi ki doğdun Rüya!!!

Rüya'nın doğumgünü için buluştuk küçük büyük, kuzenler, bebişler, dayılar, teyzeler, halalar... Çok keyifli bir akşam geçirdik. Teyzem yine döktürmüş, masa enfesti... Mumları üfledikten sonra Rüya güzel bir hoşgeldiniz konuşması yaptı ve o gün için yazdığı şiirini okudu. Yüreğine ve kalemine sağlık Rüyacığım. Rüya'cığımın şiirlerini okumak için bir tık. Doğumgününde açtığımız blog okuyucularla dolsun şiirlerle taşsın.. Seni çok seviyoruz Rüya...
Çınar Rüya ablasına pek rahat vermedi, sürekli ablasını odasına götürdü. Bilmem birşey anlayabildi mi Rüya'cık doğumgününden.. ;)) Bir ara Rüya Çınar ve İrem'e resim yaptırmış, kendisine doğumgünü kartı hazırlatmış. Bugünün anısına. Biraz da rahat nefes alabilmek için sanırım. ;) Çok şekerler bu çocuklar. :))
Bir sürü balon vardı. Sürekli azaldı balon sayısı nedense.. Bazıları saklandı, bazıları patlatıldı. ;) Bir ara kırmızı bir balon yere düşürülmemeye çalışıldı, havalarda uçuruldu. Ama Çınar'ı takip ederken ben vuramayıp düşürdüm. Cezam ne hatırlamıyorum. ;) Herkes balonlarla oynadı velhasıl.

Şekil 2a.
Gecenin bir vakti, caaanım sofranın yakınına bile yanaşmamış olan Çınar teyzesinden patlamış mısır ve süt istedi. Teyzesi de ara tara mısırı buldu ve iki arada bir derede patlattı mısırları. Çınar hiç bir yemeği Şekil 2a'da görüldüğü gibi keyifle ve iştahla yemiyor maalesef.. İki gündür biey yemeyen Çınar patlamış mısır ve sütle karnını doyuruyor.

Nice yıllara Rüya'cığım..
Posted by Picasa

18 Şubat 2011 Cuma

mavi arabalı kahvaltı tabağı :)


Bugün beraber evde olmamızın şerefine Çınar'a güzel bir kahvaltı hazırlamak istedim. Bir önceki gün şeker hamuru ve mavi gıda boyası almıştım. İlk denemeyi beyaz peynir ve labne karışımıyla araba yaparak gerçekleştirdim. Çınar'ın ilk tepkileri güzel gözükse de sonuç hüsran. Bıçağını eline aldı ve arabayı şöyle bir kesti-karıştırdı ve ben beyaz araba istiyorum diyerek bıraktı. Tabağındaki herhangi başka bir şeyi de yemedi. Zaten bütün hafta çok yorulmuştum ve bu yememeyle başlayan gün, yememe ısrarlarıyla devam etti. Olmayan enerjimi de aldı. Şeker hamurunu denyemedim tabi. Şeker hamurunu mavi yapma konusunu da düşünmeye karar verdim. Haftasonu boyunca doğru dürüst birşey yediremedim ve pes ettim. Birşeyler yedirmeye de çalışmadım bütün haftasonu. Hiç acıktım da demedi.
Posted by Picasa

14 Şubat 2011 Pazartesi

araba sevdası

Yanlış hatırlamıyorsam, Araba Sevdası adında bir kitap vardı klasiklerden.. Çınar'ın araba sevdası bambaşka tabiii... Epeydir bu kebap şişlerinden devşirme yapbozdan yapasım vardı. birmilyoncudan iki paket alalı da epey oluyor.. Bir türlü fotoğraf seçip götürüp bastıramamıştım. Geçen hafta aldığımız yazıcıyı hemen değerlendirdim bu konuda. ;) Parlak yüzeyli olmayan A4 fotoğraf kağıtları kullanıyorum sağlam olsun diye.. Fotoğrafın ters yüzüne çubukları yapıştırdım tek tek. (Biraz daha aralıklı olabilirmiş, tamamen bitiştirmiştim ben, kesmek zor oldu.) Sonra yine tersten kretuar bıçağıyla kestim. Çubukların ön ve arka yüzlerini tekrar beyaz tutkalla geçtim, sağlamlaştırmak için. Korkmayın beyaz tutkal şeffaflaşıyor dolayısıyla resme hiçbirşey olmuyor. İşte yapbozumuz hazır!! Evde ahşap yapboz yapmış olduk ;))

Çınar'ın henüz bunu yapabilmesi çok zor. Çok ince parçalardan oluşuyor çünkü. Ama elinin altında bulunmasında sakınca yoktur sanırım.
Gerçi dayısının aldığı 5 yapbozdan oluşan Arabalar yapboz kitabını geçemedi tabii.. ;))
Posted by Picasa

13 Şubat 2011 Pazar

makasla kesme çalışmaları


Çınar makas kullanma konusunda çok iyi. Bunu ilk olarak tesadüfen İrem'lerde plastik kağıt kesme makasını denerken gördük. O gün eve dönerken aynı makastan biz de aldık, ancak sadece kağıt kestiğinden karton keserken kırıldı makasımız. Sonrasında değişik uçlu makaslar ve onun eline uygun makaslar kullandık. Sadece kağıt kesme konusunda anlaştık. Renkli A4 kağıtlar da veriyorum kesmesi için. Hatta kestiklerini kullanırız diye bir kapaklı kutuda da biriktiriyoruz. Dolayısıyla Çınar'ın makasları her zaman ulaşabileceği yerlerde duruyor. Ve bu konuda problemimiz yok. Maşallah!!!
Düzenli kesme çalışmaları yapmaya başladık. İşin içine biraz da eğlence katmak için internetten birkaç siyah beyaz resim indirdim. Bunları A4 boyutunda birleştirdim. Aralarına da çizgiler çizdim, keseceği yerleri belirlemek üzere. Sonra bu dosyadan bir çıktı aldık. Önce çizimleri boyadık beraberce. Renkli resimlerin etrafını kesmek daha eğlenceli olur diye ben de boyadım. ;) Sonrasında Çınar büyük bir ciddiyetle kesti çizgili yerlerden. Oğlum diye söylemiyorum yine çok başarılıydı . ;)))


Hazırladığım dosyayı da buraya ekleyecektim ancak şu an bulamadım. Bulduğumda hemen ekleyeceğim. Belki kullanmak istersiniz. Keyifli bir hafta olması dileğimle....
Posted by Picasa

12 Şubat 2011 Cumartesi

Çınar'ın kahvaltı tabağı :))


Dün Meraklı Minik dergisinde peynir yapımı ve at şeklinde süsleme uygulamasını gördük. Peynir yapmaya kalkmadım çünkü küçük beyimiz"ben pek peynir sevmem." diyor. Onun yerine beyaz peyniri ezip labne ile karıştırdım. Bu karışımla atın gövdesini ve başını yaptım. Bacaklar kaşar peynirden, mevsim kış olduğundan dergide salatalık ile yapılan yele, kuyruk, göz ve tırnaklar havuçtan. Fazladan gökyüzüne kaşar bulutları, atın yemesi için de havuç lalesi yaptım. Bir de yumurta yedirebilmek adına, peynirli yumurtamızı toprak olarak atın ayağının altına serdik..
Soru: Çınar ne kadarını yedi?
Cevap: Maalesef yarısını bile yemedi. Önce havuçları yedi, biraz da anne desteğiyle başından yedi. Kaşarları anne yedi onun peşinden...
Etkilenir diye ummuştum ama maalesef.... Neyse ben de çok eğlendim yaparken..
Siz de deneyin belki sizin yumurcaklar hepsini bitirir. ;))
Posted by Picasa

10 Şubat 2011 Perşembe

kar yağmayınca yağdırdık :)

Dolabı düzenlerken birgün lazım olur diye kaldırdığım köpük elime geldi. Çınar gördü ve hemen istedi. "Kar yağdırıcam anne." önce izin vermek isemedim ama bu sene karda kartopu oynama hayallerinin gerçekleşememiş olması dolayısıyla kıyamadım kuzucuğuma.. (Doğanın dengesiyle oynamaya devam edilirse daha nice doğal olayları görmeyeceğiz ya... ) O zaman sepetin içine yağdır en azından dedim. Kendi de girmiş sepete, tabii dolayısıyla köpükten karlar da heryerde.. Bir de plastik kutunun içinde elektriklenen köpükler üzerine yapışıp heryere uçuştular Çınar'la birlikte... Çınar'ın en büyük tutkularından biri de molozların üstünde araba sürmek. Kardan köpük, toprak, kum, kuru yaprak, kağıt kırpıntısı herşey mümkün.. Bütün arabalar ve oyuncaklar da sepete.. Toplamaya çalıştığımız odası tekrar tekrar dağıldı. Ben de bütün gün evdeydim de neden işlerimi yetiştiremedim diyordum. Sebep ortadaymış meğer.


öğleden sonra havayı güneşli görünce "pazara gidelim" diyecek yerde yanlışlıkla ağzımdan "parka gidelim" çıktı. Tabii parka gittik ve pazar kaldı. Hızlı koşamıyorum diye montunu da giymek istemiyor beyfendi. Üstüste kalın sweatshirtler giydirip, şapka ve atkı da taktık çıktık. Güneşe rağmen çok soğuktu hava. Neyseki pencereden bakıp güneş gören parkı hedef almıştık.
Posted by Picasa

9 Şubat 2011 Çarşamba

Baba seni çok seviyorum.


Adım adım büyüyorum projesinin bu ayki baskısını da yaptık. Bu da sonrasında Çınar'ın yaptığı el baskıları. Elleriyle kalp yaptık. Kendisi ayrı ayrı bastırmayı tercih etti. Akşam babasına verdik kalp baskısını. Ben ismini ve tarihi yazdım. Çınar babana bişey yazmak siter misin dedim. Hiç bir yönlendirme yapmadım, tek söylediğim buydu. Çınar da aynen "Baba seni çok seviyorum." dedi. Aslında ben her zamanki gibi "Sevgili babacığım.. " diye başlayan bişeyler söyleyecek sanmıştım. Hem şaşırdım hem de çok kıskandım. Her sene biz babamıza hazırlıyoruz böyle kartları, hiç bana hazırlamıyorlar. Kendi kendime kart hazırlatmak zorunda kalacağım. ;)
Posted by Picasa

5 Şubat 2011 Cumartesi

Miniatürk'e gittik sonunda...

Açıldığından beri ısrarla gitmek istiyordum bugüne kısmetmiş.. Çınar'la beraber gezmek varmış...
Boğaz köprüsünde Çınar...

miniatürk epey güzel bir yer ama beni çok etkilemedi dersem yeridir. Bende daha çok binaların orjinalini görme isteği vardı. Kimbilir nasıl muhteşemlerdir diye merak ettim. Daha çok binaların içlerini merak ettim, taş duvarlarına dokunmak istedim. İç mekan meraklısı bana pek ilginç gelmedi minyatürlerini görmek. Biraz da plastikimsi geldi yapılar, onların dokusunu tam işleyememişler sanki. Benim nacizane fikrim tabi bu.. Biraz da tatil olmasından dolayı mıdır bilinmez fazla kalabalıktı.
Çınar en çok Anadoluyu dolaşan treni sevdi. Dolaşıp durmasını takip etti. Sonrasında TEM otoyolunda gidip gelen arabaları gördü ve onun başından ayrılmak istemedi. Hatta gidip arabalara dokunabilmeyi istedi. ;))
Posted by Picasa

4 Şubat 2011 Cuma

Renk kartları


Gecenin bir vakti renk kartları hazırladım. Hiç birşeyi atmayan bendeniz, iç çamaşırı ambalaj kartonlarını dörde böldüm.Sonra ikişerli olarak renkli A4 kağıtları yazılı yüzlerine yapıştırdım. En son da şeffaf yapışkanlı folyo ile kapladım hepsini. 12 çift renk kartımız hazır. Ertesi gün eşleştirme, renklerin isimlerini sayma-ki Çınar bu konuda uzman artık-, üçer, dörder ve beşer çift kartlarla hafıza oyunu oynadık. Çınar hafıza oyununda da gayet başarılıydı. Ayrıca bir renk seçip odanın içinde bulunan aynı renk eşyayı bulma oyunu oynadık. Çınar'ın ifadesiyle "başardım anne başardım" :)))
Bir ara bu renk kartlarını çoğaltacağız. Koyu mavi de istiyor Çınar özellikle..
Posted by Picasa

3 Şubat 2011 Perşembe

Defne ve Mert'i ziyaret ettik.

Nihayet Defne ve Mert'i evlerinde ziyaret edebildik. Kocaman olmuşlar tontişler.. Maşallah... Çok tatlılar. Çok ballar... Allah Ebru'ya kolaylık versin. İkiz çocuk hem çok güzel hem çok zor.. Ben ikinciye bile cesaret edemezken.... ;))


Minik kuzucuklara Montessori kaynaklı doku algılama yastıkları yaptım, aslında annemle yaptık. Ben faklı doku ve renklerdeki kumaşları, yine farklı şekillerde kestim. Annem makinede dikti. İçlerine hijyenik pamuklar doldurdum, kalan köşeleri de elde diktim. Henüz küçük olduklarından farklı dokudaki kumaşları algılama becerilerini geliştirmekle başlayacaklar. Daha sonrları anneleri farklı şekillerdeki yastıkları tanıtacak onlara. Sarı üçgen gibi. Mavi yumuşak dikdörtgen yastık. Çok daha büyüdüklerinde yastık eşleştirme yapacaklar. Çınar'ın şu anki yaşına geldiklerinde de bez torbanın içinden eşini bulup çıkartma eşlerştirmesi yapacaklar. Çınar için de hazırlıyordum ancak bunlara hız verince Çınar'ınkiler biraz beklemede kaldı. En yakın zamanda bitireceğim inşallah...
Posted by Picasa