30 Nisan 2011 Cumartesi

arabalı pastanın arabaları ;)


Aslında 23 Nisan pastası yapcaktım üzeri arabalar dolu. Ancak o hafta Çınar beni çok yorduğundan yapamadım. Yoğun ısrarlar üzerine bir hafta gecikmeli olarak ve sadece pastanın arabalarını yaparak geçiştirdim. Çınar arabaları yemeye kıyamıyor. Pastayı zaten yemiyor, öyle olunca bu kadarıyla yetinmek durumunda.. minicik bir dondurma külahı yapmıştım. Onu yedi, kıyabildi. :))
Posted by Picasa

28 Nisan 2011 Perşembe

İrem'in geçmiş doğum günü

Aslında bizim oyun grubumuzda Çınar hariç tüm kuzucuklar peşpeşe doğmuşlar... Bu sene İrem'in doğumgünü kutlamasını gecikmeli olarak yapabildik. İrem annesinin diktiği tütüsüyle ve önüne 3 rakamı aplike edilmiş bluzüyle çok tatlıydı. Günün prensesi ;))
Önce boya yaparak başladılar. Ece ve Ela hatunun resimleri beni öldürüyor. Ece figürler yapmaya başlamış. Ela ise figürler yapmanın yanısıra mekan boyamaya başlamış. Tabii bunlar benim akademik dilimle açıklamalarım. Her gün şaşırtıyorlar bu kuzular beni :))


Daha sonra yüzüne göz, kaş, ağız, burun yerleştirilmek üzere Meral'in hazırladığı çocuk şablonuna resimler yapıştırıldı. Hepsi çok başarılıydı. (Evde boyadık bu çocuğu sonradan.) Ardından çok ilginç bulduğum bir çalışma hazırlamış Meral. suda bekletilmiş nohutlar ve kürdanlarla iki boyutlu ya da üç boyutlu şekiller yapma çalışması. Önce pek bi anlam veremediyseler de sonradan annelerin de yardımıyla kare, üçgen, sandalye, çöp adam, ev, köprü şeklinde çoğaltıldı...Çınar da köprülerin altından arabaları geçirdi elbette.
Sıra geldi pastaya.. yuppi!!!!! bizim kafadarlar pastaki mumu üfleme yarışındalar. Daha fotoğraf çekemeden üflediler bi kaç kez... Kutlu olsun mutlu olsun 3 yaş hepinize!!!!!

23 Nisan 2011 Cumartesi

23 Nisan kutlu olsun :))

23 Nisan kuuutlu oolsun
Seviniiin küçükler
Övünüüün büüyükler
23 Nisan kuuutlu oolsun

Çok büyük bayram bu bayram
herkese kutlu olsun
Çok büyük bayram bu bayram
herkese mutlu olsun 
:))
23 Nisan haftasını bu şarkıyı söyleyerek geçirdik.. Daha çok ben söyledim, son günlerde Çınar eşlik etmeye başladı ancak. Evimizin dış kapısını, içerde koridoru ve Çınar'ın odasının camını sıra sıra bayraklarla süsledik.
Yakınımızdaki okullarda bayram kutlamaları ya Cuma'dan yapılmış, ya da Pazartesi yapılacakmış. Dolayısıyla planladığım gibi bir kutlamaya gidemedik. 23 Nisan Cumartesi gününe denk geldi diye böyle bir uygulama yapmışlar ama çok saçma geldi bana...
 
Neyse.... bizde zaten kutlamalar boldu.. Oğuzhan dayımızın haftasonu için ziyarete gelmiş olması büyük mutluluk. Ayrıca anneciğimin doğumgünü 23 Nisan. Annemin kuymağı eşliğinde hep beraber kahvaltı yaptık. Yıllardır süregelen bir gelenekle kuymak bizim için farklı anlamlar içeriyor şöyle ki: ailecek beraber olmak, mutluluk, neşe, paylaşma, kuymak tavası ortada ağzımız yana yana kapışmaca(bu kapışmaca olayında son kez aramızda olan büyükannemin bizi-çocuklarını ve torunlarının yirmisini birden ayakta seyrettiği an), teyzemsiz olmaz-her seferinde yanımızda olmasa da mutlaka kalbimizde ve dilimizde olur..... ve daha niceleri......
Velhasıl pasta yapamamış olsamda güzel bir kahvaltıyla güne başladık. Öğleden sonrasında Naz İrem'in doğumgününe davetliydik. Pasta ve mum üfleme faslını orada yaptık.
 
İyi ki doğdun Naz irem!!!!
Bütün hafta Çınar, Naz İrem'in doğumgününe gitmeyi beklemişti. Her sabah uyandığında "bugün gidiyor muyuz?" diye soruyordu. Sonradan Cumartesi İrem'in doğumgünü şeklinde cevaplar alınca, ertesi günlerde de "bugün Cumartesi mi?" diye sormaya başladı.. ;))
Giderken yüz boyama kalemlerimizi yanımıza almıştık. Çınar yine korkunç mavi kedi oldu. Ama İrem ya da Rüya istemediler boyanmayı. Hep beraber oynadılar, eğlendiler, mumları üflediler.. Çok eğlendiler, çok eğlendik. İrem bir küçük hanım olmuş. Hem de herşeyi kontrol ediyor, yönlendiriyor. Çok çok tatlıydı. Maşallah!!!!

Ve güzeller güzelleri... hepsi birbirinden güzel.. canlarım....
Maşallah!!!

22 Nisan 2011 Cuma

yüz boyama sanatı

...hastalıklar, rehavet filan derken solan günlerimizi renklendirmek ve Çınar'ı bi nebze olsun şenlendirebilmek için yüz boyalarından aldık. İnternetten arayıp bulduğum desenleri de uygulamaya başladık. Önce Çınar mavi korkunç kedi olmak istedi. Daha önce böyle bir deneyimi olduğundan belki... Ben de kendi yüzümü kelebek boyamaya çalışarak ona eşlik ettim. ;)) Sonrasında yeşil köpek oldu. Çok sevimliydi... Yaramaz küçük köpeğimiz. ;))

Oğuz dayısının süpriz yaparak geleceğini öğrenince geceyi annemlerde uzattık. Dayısı Çınar'a uzaktan kumandalı yarış arabası getirmiş hem de kasırga. İlk defa Çınar bilinçli olarak ileri geri ve sağ sol manevralarını yapmayı becerdi. Teşekkür ederiz Oğuzhan dayısı. Seni çoook seviyoruz.... Çok çok güzel çok çok eğlenceli bir haftasonu geçirdik hep beraber..

21 Nisan 2011 Perşembe

Kuzey Ali hoş geldin dünyamıza...

Mineciğimizin oğlu Kuzey Ali bu sabah aramıza katıldı. Çınar ve annemlerle beraber hastaneye ziyarete gittik. Ordan oraya koşuşturan Mehmet'i gördük. Çınar onun mavi arabasıyla oynamış ki anlatıp durdu eve geldikten günler sonra bile.. 
Yanımıza fotoğraf makinesini almayı unutmuşuz, arabadan eve makineyi almak için döndüğümüz halde. ;) Bu haftasonu ev ziyaretimizden bir fotoğraf.. Allah analı babalı büyütsün... nazarlardan saklasın...

20 Nisan 2011 Çarşamba

günler geçiyor...

Hastalıklar bitmiyor... Annem taşını düşürdü ancak safra kesesinde başka bir taşı olduğu ortaya çıktı tesadüfen... bir gün atölyede harıl gürül çalıştım.. akşam geldim Çınar ateşlenmiş, sabahtan belliydi gerçi.. Bugün off durumundayız.. İştahsız olan Çınar iyice iştahsızlaştı. Dolayısıyla gücünü geri kazanamıyor, halsiz.. hele bu sabahki hali feciydi. Gözlerini açamıyor, halsizlik ve ateşten.. Bu yaşına kadar pek ateşlendiği de olmamıştı. Garip bir durum bizim için. Bakalım nasıl atlatıcaz.


Bu arada evde faaliyetlere devam.. Pazartesi günü için dedesi ile yapması üzere tuvalet kağıdı rulosundan tavşan ve kuzu kalıpları ve malzemeleri hazırladım. birincileri beraber yaptık. Çok şeker oldular. Fotoğraf makinem ve hazırlanan minikler annemlerde olduğundan henüz fotoğraf koyamıyorum.
Bugün de evdeyeken epeydir düşündüğüm sayı çalışmalarını yaptık. A4 sayfalarına bastığım büyük içi boş rakamları kalemle önce içini çizerek rakamı yaptı. 'başından başlıyoruz, göbeğini dolaşıyoruz,..' şeklinde tanımlamalarla yazdık rakamları. Sonra da 1'den 5'e kadar sayılar için balık çıkartmaları yapıştırdık, doğru sayıda. Onları koridordaki duvarımıza sırayla astık. 6-9 arası için de kelebek çıkartmalarını kullanıyoruz. Onların hepsini tamamlayamadığımızdan henüz asmadık.. Yazıcıdan çıkarttığımı görünce 'dinozor resmi de çıkaralım boyayalım, anne' dedi. google sağolsun "dinasour coloring pages" diye aratınca bi dolu materyal çıktı. Hatta şurda A dan Zye tüm harfler için dinozor isimleri ve resimleri var. İsteyenlere duyurulur.

15 Nisan 2011 Cuma

nihayet....

Annemler nihayet geldi. Ben de Çınar'ı onları devredip atölyeme koştum. İki gün çalışmadan sonra eve geldim annem acillere gitmiş meğer. Taş düşürüyormuş. 24 saat eksilmeyen bir sancı çekti. İlaçlarla biraz sancısı azalır gibi oldu ikinci gün.. On doğum yapardım bu sancıyla dedi. Ben de çektiğimden aynı sancıyı tahminlerimde yanılmadığımı bildim. Ben de doğum sancısına dayanabileceğimi düşünüyordum; ama benim korktuğum zamanının belirsizliğiydi. Neyse... Annemin burda ve sağlıklı olmasını dilemem gerektiğini hatırlattı bana. Allah onlara sağlıklı uzun ömürler versin, başımızdan eksik etmesin. ...
Dördüncü gün taşını düşürebilmiş annem... Allah'tan düşürebildi.. Bir de benim gibi düşüremeseydi fenaydı... Gerçi halen en az bir taş barındırmaktayım sağ böbreğimde. Acaba çok büyüdü mü? Ertelediğim kaçıncı kontrol........

14 Nisan 2011 Perşembe

Ela ve Ece'lerdeyiz..

Tuğçe hiç boş durmamış bir dolu etkinlik hazırlamış.. Gittiğimizde kızlara yoğurt yediriyordu peşpeşe. Hadi bir tane daha yiyen var mı şeklinde.. ;)) Yoğurt kaplarından trafik lambası yapacakmışız meğer. Kırmızı, Sarı, Yeşil ışıklar siyah kartondan direğe yapıştırıldı. Işıkların görevleri biliniyormuş bütün çocuklarımız tarafından.. sevindirici... Biz trafik lambamızı eve gelir gelmez kullandık, arabalar yanına gelip durdular, hazılandılar, geçtiler.. Sonrasında kırmızı, sarı ve turuncu pompomlar yeşil ve kahvarengi kartonların yapıştırılmasıyla oluşturulan ağacımıza elma, portakal ve limon ağazı olmak üzere yerleştirildi. Bizim elma ağazımız da son anca eklnen bir turuncu pompomla portakal aşılanmış oldu. Genelde karışık yapıştırmayı seçtiler kuzular. Turunçgil ağacları da çok güzel oldu.
Çınar'ın hamur istemesi üzerine hamurlar çıkarıldı. Kalıplarla şekiller yapıldı. Ela minik daireleri birleştirdi, zincir yaptı; belki de tırtıl ama çok yaratıcıydı hayretle izledim. Çınar araba istedi. Ona mor araba yaptık. İrem'e de kırmızı araba yaptık. Zeynep kalıplardan bir sürü şekil yaptı. Hepsi çok güzel oynadılar. Biraz mamalardan yediler, organik kakaolu organik sütlerini içtiler. Çınar sade tercih etti her zamanki gibi. Tekrar aktivite masasına dönüş ve kalıplardan çiçekler oluşturuldu. Misinalara boncuklar geçirildi. Misinaya boncuk geçirmek biraz zor olduğundan sıkıldılar. Evde tamamlamak üzere yarım bıraktılar.. İrem'ler abisini almak üzere, gitmek zorunda kaldı. Dördüncü faaliyete geçtik biz de.. Parmak boyalarıyla renkli yapraklar yaptılar parmak uçlarıyla. Çınar daha çok boyayı aynı yere yaymayı tercih etti ama bir şekilde tamamladık. Kuruduktan sonra arkasını da evde yaparız dedik. Tuvalet kağıdı rulosuna attığımız çentiklere yerleştirdik boyadığımız kağıtları. Rengarenk ağaçlar oldu. Çok keyifli, çok aktiviteli, çok oyunlu bir oyun gününü daha bitirmiş olduk.
Posted by Picasa

10 Nisan 2011 Pazar

dostların evinde haftasonu tatili..

Çınar için özel haftayı haftasonu da ona özel olarak tamamladık. Gerçi bu kısmı bizim içinde çok özel ve de güzeldi. :) Cumartesi öğlen arkadaşlarımızın sayfiye evine gittik. Ediz arkadaşımız, Gülce ablamız, onların kuzeni Melisa dört çocuk coştular, koştular, oynadılar, az yediler ama çok eğlendiler. Gülce ablası kendi kardeşinden çok Çınar'a iltimas geçti. Üst kattan sandalyelerini taşıdı, kendilerine çocuk masası kurdu. Ama herşey o masada da olacak. ;) Masada kendi yanına Çınar'ı oturttu. Salıncakta salladı.. ;)) Çocukları uyutabildikten(Çınar her zmanki gibi odamdayatmak istiyorum, evimize gidelim diye tutturdu gecenin bir vakti.) sonra oyun oynadık, güldük kahkalarla; gençleştik. Dopdolu bir haftasonu geçirmiş olduk biz de. Hepimize çok iyi geldi. Ülker ailesi sizi çok seviyoruz...!!!!
Posted by Picasa

9 Nisan 2011 Cumartesi

karışık teknik

Farklı dokular, farklı malzemeler ile çalışmak üzere malzemelerimizi toparladık.
Malzemeler: kum boncuk, renkli kum, deniz kabukları, kurumuş yapraklar, renkli sim, renkli pul, mukavva, mavi akrilik, beyaz tutkal, kalın fırça.
Yapılışı: mavi akrilik boyaya, beyaz tutkal karıştırılır, fırça ile mukavvaya sürülür. Renkli kumlar, kum boncuklar, tutkala yapışacak şekilde serpiştirilir. Yetmezse renkli sim de dökülür.. Hatta bulunan kuru yapraklar yer yer parçalanarak, yer yer bütün olarak konur. Kuruması için bir iki gün bekletilir.

 Sonuç tatmin edici değilse kalın bir kat daha tutkal sürülür. Deniz kabukları ve taşlarla süslenir. Daha sonra çerçeve olmak üzere kurumaya bırakılır.

Dokularla çalışmaya başlamışken kocaman basılmış "1" rakamının içi tutkallanır. kumlar ve boncuklar dökülür. pullar serpiştirilir. Çok döküntülü bir çalışma olduğundan biraz kuruduktan sonra kenarları kesilir ve üzeri yapışkanlı folyo ile kaplanır.
Posted by Picasa

6 Nisan 2011 Çarşamba

Çınar'la geziyoruz..

Çınar'ın sıkıntısından kendimizi dışarılara attık.. Öğleden sonra Asiye Zeynep'i ziyarete gittik. Çınar çok seviyor Zeynep'i. Ama biraz da kıskanıyor.. Hele bütün ilgi ondaysa ilgiyi kendine çekmek için şımarıyor da şımarıyor... Doğan dayımızı da çok seviyoruz. Çınar ikide bir de "şimdi başka bir oyun oynayalım dayı" diyor. Çeşit çeşit oyunlar yapıyorlar oynuyorlar. Çınar da bolca enerji sarfetmiş oluyor. Hem de fazlasıyla eğlenceli bir şekilde. ;))) oooh..... sıkıntılarımız uçtu gitti... iyi ki varsınız dayıcığım... Uykusu gelince Çınar hafiften mızırdamaya başladı, acilen kalkmak durumunda kaldık. Yemğe kalmadan, içimize dert oldu ama naapalım. Arabaya biner binmez uyudu Çınar. Erkenden(saat sekizde) uyuyan Çınar ertesi sabah sekizbuçukta uyandı. Maşallah deyin aman nazar değdirmeyin.. uyumayan çocuklar duyuyorum. Benim oğlum yemediği için uyuyarak büyüyor sanıyorum. :))
Posted by Picasa

5 Nisan 2011 Salı

Eren'i istiyorum!

Bugün evde olduğumuzdan Çınar'ın arkadaş hasretini gidermek üzere Eren'i çağırdık. Sağolsunlar bizi kırmayıp geldiler.. Selamlaştılar, öptüler birbirlerini. Çok hoş o halleri. :) Sonrasında Çınar'ın odasında oynadılar bir güzel. İkisi birbirini görüp-kıskanıp yesin diye yemek olayını beraber gerçekleştirdik. Çorbanın altını kapatır kapatmaz Eren'in isteği üzre tabakalra koyduk. Soğumak bilmedi. ;)) Krakerle, oyunla çorbalarını içtiler. Eren pilav istedi, ama henüz pişiyor. Onun pişmesini bekleyemediler. Buldukları kurumuş takır takır olmuş simiti paylaşıp nasıl becerdilerse yediler. ;)

Pilavı beklerken bir faaliyet yapalım dedik. 1 rakamını kes yapıştır şeklinde doldurduk.
Sonra pilav ve tavuk pişti. Yanında salatalık, havuç ve yoğurt.. Eren daha çok pilavdan, Çınar daha çok tavuktan şeklinde yediler.. Neyse ne kadar yeseler kardır deyip onların oyunlarına uyduk maalesef.. Masanın altına girip burası bizim evimiz dediler. Küçük dinozorlar yemeklerini evlerinde yediler..
Deniz kenarında sandalye ve şezlongta oturarak 'Deniz kıyısında' kitabını okuduk. Araba kartlarıyla eşleştirme oynadık, Eren pek ilgilenmedi. Sonrasında Ceren ablayı okuldan almaya gittik. Onları evlerine bırakıp biz de eve döndük.

Bu arada bu sabah Çınar uyurken bütün arabaları toplanıp uzaklara gitmişler. Çınar'a küsmüşler çünkü Çınar her markete girdiğinde yeni araba istiyor ve "benim arabalarım pis", "benim çok arabam yok" şeklinde cümleler kuruyormuş. İsteği olmadığında ağlayarak çıkıyormuş her market alışverişinden. En son dün evdeki arabaların aynısını istemiş markette, evdekilerin pis olduğunu söyleyerek yine. Bu da bardağı taşıran son damla olmuş. Bütün arablar tası tarağı toplayıp gitmişler. Bilmiyoruz dönerler mi? Çınar'ın onları ikna etmek için çok uğraşması gerekecek.İşte böyle... sizi gelişmelerden haberdar ederiz.... ......

4 Nisan 2011 Pazartesi

Çınar atölyede...

Sabah saatlerini evde geçirdikten sonra öğlen atölyeye gittik.

Çınar Sibel'in resmine yardım etti. ;))
Çınar'ın suluboya resmi ortadaki şövalede...
Çınar'la bir Bahariye turu yaptık. Sanırım ilk kez elele Bahariye'de yürüdük. Havalar ısınınca Moda'ya da geçicez. Çınar yorgunluktan uyuya kalmış, koltuklardan oluşan yatağında uyuyor. Çınar'la atölyede bir gün çok yorucu geçti. Bir kaç gündür pek bişey yemediğinden harap olmuş sinirlerim, onu yedirmek için atölyede yine uğraş vermekten yoruldum.. Biraz ara vericez atölyeye benim de kendime gelmem gerek onun da...

sayıları öğreniyorum...


Çınar saymayı biliyor ancak henüz rakamları tanıtma olayına pek giremedik. Duvarına asmak için arabalar çıkartmalarından oluşturduğumuz kartlar hazırlıyorduk ama araba çıkartmaları ilk üç rakamda bitince öylece kalmıştı.

Sayılar alıştırmaları aradım nette, pek aradığım gibi birşey bulamadım. Sonunda ben sayı kartları hazırladım. Gülen yüzlerle sayma alıştırması yapıp, rakamları da yanında görebilsin diye. Her zamanki gibi kartları kartonlara yapıştırdım ve şeffaf folyo ile kapladım. Çok güzel sayı kartlarımız oluşmuş oldu. Bloga dosya ekleme işini bilen varsa bana söylesin ben de yaptıklarımı paylaşayım isterim. Belkki benim gibi arayanlar vardır.

Bir de A4 boyutunda tek tek sayılar bastırdım. İçlerini boyamak, kes yapıştır gibi faaliyetler yapmak için. Sekiz rakamının üstüne sekiz tane araba yerleltirdi Çınar. Yolmuş çünkü o. Kartların içinden sekiz rakamının aynısını da buldu, yanına koyduk. Aslında birden başlamamız gerekiyordu ama sekiz yolu ve sekiz tane araba yerleştirmek daha çok hoşuna gitti. ;))

3 Nisan 2011 Pazar

Çınar'ın yaptırım gücü ;)

Çınar evde, atölyede çok sıkıldığından biraz dışarı çıkalım dedik. Hava da kötü alışveriş merkezleri herkesin adresi. Biz de katıldık kalabalığa.. Bakacağımız birkaç şey vardı.. Ancak biz dolaşmaya çalışırken Çınar oturduğu pusetinden bizi yönlendirme çalışmalarına girmişti. "Baba bana spor ayakkabı alalım." Yolumuzu bir ayakkabı dükkanına çevirene kadar aynı şeyi ara ara söyleyip durdu. Siyah kışlık botlarından sıkıldığını ve onları giymek istemediğini biliyorduk ancak hemen de bir sezon ayakkabısı alma fikri yoktu aklımızda. Senin düşünmene fırsat veriyorlar mı ki çocuklar? İstediği ayakkabıları seçti, giydi. Sol eşlerinde manyetik tutturgaç vardı, birini çıkarttırmıştık denemesi için. İki ayağında farklı ayakkabılar, böyle istiyorum diyor. Diğerinin eşinden çıkarılamayacağını düşünmüş. Neyse anlattık anlaştık tabi ki mavi ayakkabıyı seçti. Ve artık heryere onunla gidiyor.. :))


Daha şimdiden istediğini bize yaptırıyor.. Beş, on, onbeş sene sonra ne yaparız Allah bilir.....

2 Nisan 2011 Cumartesi

yoğun günler...

Uzun zaman ara verince yazmak zor oluyor diyorlar, doğru da söylüyorlar... Aradaki soğukluğu gidermek için bu arada olanları bir hile ile aslında oldukları tarihlerde yayınlıyorum... bekleyip bekleyip hepsini birden görmek sıkıcı gelebilir belki hatta bir de işgüzar internetin resimleri doğru yükleyememiş olmama sebep olması da cabası... ;))

Velhasıl Elif'den gelen uyarı üzerine bu sabah fotoğrafları tekrar yükledim. Umarım bu sefer sorun olmaz... önceki kayıtlara bir göz atınız bakalım biz neler yapmışız siz yokken. ;))
 Her iş zordur ama disiplinini kendin sağlayacağın işler daha da zor. Ressam olmak da çok zor iş.. dahası sanatçı olmak daha da zor... öyle rutin iş saatleri yok. ha deyince kalkıp taaa nerelerden nerelere sergi açılış kokteyllerine katılmak, bir yerlere iş yetiştirmek için geç saatlere kadar çalışmak, ne yapacağına kafa yormak sürekli ve durmadan, sonra onu gerçekleştirmek üzere çalışmak çalışmak çalışmak.. üstüne bir de anne olmak. bir sanat eserini hayata katmak... annemlerin şu an yanımda olmayışından kaynaklı Çınar'ı yanımda taşımam... ikimiz de gergin olmaya başladık sanırım. İki gündür iyice yoğunlaşan "yemicem" kelimelerinin havalarda uçuşması, erkeklik göstergesi hırlamalar bunun kanıtı... umarım çok yakın zamanda annemler dönerler. Bu süreçte teyzem canım desteğim....
Aslında bir okul arayışı içine girmemiz gerekiyor.. biraz ötelemek istiyorum ama Çınar'ın da arkadaş isteği ötelmeeye izin vermeyecek sanırım. Bir de tuvalet alışkanlığının evde edinilmesi gereken bir özbakım olması konusu ve bu konuyu henüz halletme yoluna ısrarla gidemeyişim.. yılsonu olduğundan zaten bu süreçte bir okula başlayamayacak olmamız vs... koşuşturmacalar arasında aklımı kurcalyan binlerce tilkiden bir kaçı...
yine de herşey çok güzel olacak umuduyla yola devam..... herşey çok daha güzel olacak....  :))

1 Nisan 2011 Cuma

seramik kaplı vosvos

Karma sergi açılışı için karşıya geçicez, giderken Art Expo 2011 karma sergisinden resimlerimizi aldık. Hafize Uncuoğlu imzalı seramik ve cam kaplı vosvos Çınar'ın gözünden kaçmadı. ;) Gerçek bir araba sanat eserine dönüştürülmüş. Biraz inceleme sonrasında resimleri atölyeye bırakmak üzere istikamet Kadıköy. Rüya ablaya gidicez Çınar atölyeye girmek bile istemiyor, vakit kaybetmeyelim diye. ;)) Neyse Çınar balasına kavuştu. Biz Sibel'le yine yola koyulduk.
Ayasofya resmimle ben. :) Güzel bir sergi oldu. Henüz devam etmekte. İsteyenler Galeri Espas'ta ziyaret edebilir. Çınar çok güzel vakit geçirmiş teyzesi ve abasıyla :)) Benim için de güzel bir açılıştı. Bundan alası Şam'da kayısı ;)) Aman nazarlardan esirgesin Allah.. Maşallah deyin.... ;))