5 Mart 2014 Çarşamba

Resim derslerine başladık :)

Atölyemde resim derslerine başladık. Bununla ilgili yazı şu an aktif olan blog adresim Çınar'ın haytından yansıyanlarda...


2 Eylül 2012 Pazar

parkta arbalarla kaymak...


Tatil dönüşü parkımızı da özlemişiz :))
 
 
Posted by Picasa

20 Ağustos 2012 Pazartesi

kocaman bir kahvaltı masası :)


Bahçeye masaları yerleştirip kahvaltı keyfi yaptık. Kuymaksız olmaz ama değil mi? ;)

Çınar sofraya yanaşmadığından fotoğrafların hiçbirinde yok maalesef...
Çınar'la ilgili önemli not: yemek yiyecekse yalnız olacak mümkünse hep aynı mekanda olacak. Davet sofraları hiç ona göre değil. Herkesin çokça yediği günlerde Çınar bey aç kalıyor.. :(
Posted by Picasa

3 Ocak 2012 Salı

2012'de yeni sayfamızdayız...

Buradaki hesabımın şişmesinden dolayı yeni bir hesapla yeni blogla yayındayız artık...
Bizi takip edenler için yeni adresimiz:
www.cinarslife.blogspot.com

Herkese iyi yıllar!!!!

Hoş kalın.. :))
Esen kalın...
Sağlıcakla kalın....

20 Ekim 2011 Perşembe

takipçilerimize :))

Merhaba bizi izleyenleri çok merakta bıraktık farkındayım. Artık fotoğraf ekleyemiyorum buraya doldurmuşum bana ayrılan yeri. Fotoğraf eklemeyince de yazılar tatsız tuzsuz kalıyor. Yeni bir blog açmaya da zaman ayıramadım. Yoksa çok yoğunuz. Ancak bu aralar kopmuş durumdayım, sergiden sergiye koşturuyorum.
İsteyenler için sergi tarihlerini ve yerlerini buraya aktarıyorum. Yine fotoğrafsız olacak ama :(

"Birbirinden..." adlı Dörtlü Kişisel sergimizle 11 Ekim-11 Kasım 2011 arası Galataeart Sanat Galerisindeyiz. Aslıhan Kaplan Bayrak, Çağdaş Şahin, Gülistan Karagüzel, Sibel Kırık
http://www.galateaart.com/Goa_Sergi.asp

Benim kişisel sesrgim ise 29 Ekim günü açılıyor. Caddede Cumhuriyet yürüşü yaptıktan sonra akşamına Caddebostan Kültür Merkezi sokağındaki Düş Yolcusu Sanat Durağı'na uğrayabilirsiniz.
"Yansımalar... Şiir... Mekan..." isimli kişisel sergim için çok güzel bir seçki hazırladım. Bence kaçırmayın... :)))
http://www.dusyolcususanatduragi.com/

Ayrıca 12-20 Kasım 2011 Tüyap Kitap fuarıyla eş zamanlı gerçekleşen Sanat Fuarında da standımız olacak Gravürhane olarak... Sekizinci salonda olacağız, standımızı daha sonra bildiririm. Mutlaka bekleriz. Kitap fuarına gelmişken bize uğramadan geçmeyin derim. ;))

Ben sergi koşuşturması içindeyken Çınar da anneanne ve dedesiyle gününü gün ediyor. Annem ne yapıp edip onu yedirmeyi başarıyor. Bu en mutlu haber benim için. Geçen gün Çınar ilk defa "acıktım" dedi. Çınar'ın ağzından hiç duymamıştım, bunu da duydum ya şükürler olsun... ;)))

26 Ağustos 2011 Cuma

yine dayanamadım ;))

Hafta başında Çınar'la havuza gitti
Okulların açılması yaklaştı, büyük avmlerde kırtasiye malzemeleri çeşit çeşit.. fırsatı değerlendirelim, hem görelim gözümüz şenlensin hem de birazcık alırız belki diye çıktık gezmeye.. Aslında evde her tür kırtasiye malzememiz tonla var; sanırım gözüm doymuyor. Kendimi özellikle iki madde ile sınırladım yapıştırıcı ve suluboya. (onları aldık ama...) Kırtasiye malzemelerine yaklaşırken ne görelim.. Bir sürü yeni Tübitak kitabı :))) benim gözlerim çizgi film karakterlerininki gibi büyüyüp küçülüyor. doynk!doynk!
Meraklı Minik dergisinde görüp alalım dediğimiz iki kitabı hemencecik alıyoruz. Denizin Altında ve Güneşli Bir Gün. Bu seriyi Çınar çok seviyor. Hepsini ezbere biliyoruz artık neredeyse..
Denizin Altında

Güneşli Bir Gün

Ve yeni çıkartma kitaplarını görüyoruz. Bakıyorum 10 tane yeni çıkartma kitabı Tübitak'tan. Çınar'dan çok ben heyecanlanıyorum. Çünkü çıkartma kitabı olmasının yanısıra bir başvuru kitabı her biri. Şimdilik hepsini almayayım diyorum kendimi 4 taneye zor ikna ediyorum. Bazılarını bayram hediyesi olarak verebilirim ilgisini çekenlere. Mesela Kuşlar kitabını eşime hediye etmeyi planladım anında.Belki kitaptaki kuşları görmek için Kuş Cennetine gideriz bir gün, hem bolca fotoğraf çekeriz hem de kitaptan gördüklerimizi işaretleriz.. Neden olmasın?
Kuşlar - Çıkartma Kitabı

Çiçekler kitabını da aynı şekilde Çınar'la işaretleriz belki. Belki topladığımız çiçeklerin resmini yaparız, ya da belki kuruturuz... Bir kitap görmek binlerce fikir fışkırtıyor beynimden ;)))
Çiçekler - Çıkartma Kitabı

Deniz Kıyısı - Çıkartma Kitabı  Bahçedeki Yaban Hayatı - Çıkartma Kitabı Bunlar da bayram hediyemiz olabilir ;)

Ve Doğa serisinin aldığım ilk kitabı Deniz Kıyısı. Bu seriyi ilk fırsatta tamamlamalı.
Doğa - Deniz Kıyısı

aaa unutmuşum bir de yine daynamayıp aldığım 50 Bilimsel Deney Kartı. Sanırım bu sefer abarttım. uuppss!!
50 Bilimsel Deney Kartı

17 Ağustos 2011 Çarşamba

ev yapımı oyun hamurundan balık

Geçen sene kurumak üzere olan oyun hamurlarından kalıplarla şekiller çıkarıp günlerce güneşte kurutmuştum. Sonrasında Çınar'la boyamıştık. Bugün onlar geçti elimize. Yenileri yapalım istedi Çınar. Dolayısıyla iş başındaydık yine;)
Haftasonu iki arada bir derede yaptığımız oyun hamuruna azıcık beyaz tutkal karıştırıp yoğurduk. Çınar bir güzel açtı hamuru merdaneyle.. balık kalıbıyla bir sürü balıklar kesti. tekrar tekrar merdaneyle açtı... çok becerikliydi, daha çok malzeme vermeliyim eline.. fırına sürüp pişirdik. şimdilerde soğuyup kuruyup sertleşmesini beklemekteyiz.. Bakalım neler yapacağız onlarla.. Gerçi Çınar onları elinde dolaştırıp yüzdürmeye bile bayılıyor.. Renklerine göre oyuncaklar veriyor onlara.. Bana ve babasına paylaştırıyor.. Ama yine de "hepsi benim, di mi anne?" demeyi ihmal etmiyor.

16 Ağustos 2011 Salı

zaman....


zaman... öyle bir şey ki yapamadıklarımın süresi uzadıkça uzuyor... yazamadıkça yazamıyorum... fotoğrafları aktaramıyorum bilgisayara aktaramadıkça çoğalıyor aktarmadıklarım... yapmadıkça çoğalıyor henüz yapmadıklarım, yapamadıklarım.. ben mızlandıkça, artıyor mız(mız)lanacaklar listesi....

ama biz aslında kanlı canlı tam gaz devam ediyoruz Çınar'la yaşamaya, eğlenmeye, oynamaya, üretmeye... aksi mümkün değil zira... herşeyi ihmal edebiliyorum ama seni asla... yıkanacak bulaşıklar durabiliyor tezgah üstünde sabahtan akşama kadar.. ama biz yapacağımız aktivitenin malzemelerini bir araya getirebildiğimiz anda başlıyoruz oynamaya eğlenmeye...  ya da haftasonu kahvaltısında herkes henüz sofradayken oyun hamuru yapmak üzere tuz, un ve suyu minicik parmaklarla karıştırıp yoğuruyoruz. "yapıştı elime yapıştı anne, sen yoğur artık" ,  "pasta boyasından da katalım anne" , "maviyle sarıyı karıştıralım yeşil yapalım", "ben10 renklerinden olsun, yeşil siyah beyaz", "elimize yapışıyor biraz un verir misin anne?" ardından oyunumuza katılanlardan gelen sesler "abla, biz çocukluğumuzda hiç bu kadar oynamamışız oyun hamuruyla"... uzuyor gidiyor replikler.... ;)

zaman... daha çok zaman istiyorum... ama yine de uyumayı da çok seviyorum.. uyumak için ekstra zaman istiyorum.... resim yapmak için daha çok zaman istiyorum.. ev işleri, zorunlu işler sihirli değnekle bir anda oluversin zamanımı almasın istiyorum... sevdiklerimle gönül rahatlığıyla geçirebileceğim zamanlar istiyorum, "çıplak ayaklarla çimenlere basarken türk kahvesi yudumlamak", onu yapamadım, buna yetişemedim, zamanımı harcıyor muyum telaşı olmasın istiyorum.... sağlıklı uzun ömürler geçireceğimiz mutlu zamanlar istiyorum.....

blog sessizliğimizi bozacak arada yaptıklarımızı yazacak kadar zaman istiyorum...
çok şey mi istiyorum?

13 Ağustos 2011 Cumartesi

Bakugan savaş!!!!

Çok anlaşamasalar da ne senle ne sensiz durumu geçerli Yusuf ve Çınar arasında.. Oyuncakları paylaşamayıp, aynı oyunun içinde oynayamıyorlar pek fazla... Ama bu bakugan sevdası ikisini coşturuyor.. "Bakugan savaş!!" "Bakugan kalk!" "Bakugan savaş!" "yetenek etkin!" "su fırtınasııı!" "çapraz ateş!" karşıklıklı bağırışmalar eşliğinde savaş...

10 Ağustos 2011 Çarşamba

bin-git

Scooter almaya çıkıp istediğimiz gibi bir tane bulamayınca bin-git alarak döndük eve. Sadece direksiyonu sağa sola çevirme hareketiyle gidiyor. Düz zeminlerde 110kg. asvaltta 80kg. taşıyabiliyor.. Ve insan her yaşta çok eğlenebiliyor..  ;))
Eve dönünce de evin içinde rahatça binebilmen için halıları kaldırdım. Bütün evi dolaşabiliyorsun.. Dışarı çıktığımızda da sitenin içinde bazen beraber biniyoruz, bazen de ben binicem yalnız diyorsun, bazen de burası yokuş sen taşı anne diyorsun...

Ne yazık ki Altınoluk'ta dayının süpriz yapıp gelmesiyle bir heyecan anında bingitinle uçarak dayının motorunun yanına gitmek istedin. Merdivenlerden nasıl olduysa düştün. Çenenin altını dikiş atılabilecek ölçüde patlattın. Bize hiç dokundurtmadın, sadece temizleyebildik. Çok korktuk. Yaranın iyileşmemesi üzerine etrafına biraz mersol sürdük. Sonra da mersol sürdüğümüz yerler yara oldu, kabardı, kızardı, kabuk bağladı.. Daha sonrasında yüzünde sivilceler çıktı. Anladık ki mersolün içinde bulunan merkürokroma alerjin varmış.( Geçen sene de düştüğünde dizlerine mersol sürmüştük, dizlerinde de aynı kızarıklık kabarıklık oluşmuştu. O zaman anlayamamıştık, haftalarca sürmüştü.)
Döndükten sonra hemen bir cildiyeciye gittik. Tedavimizi yaptık. Elinde oluşan kabarıklıkları da gösterdik. Babanın şüphelendiği gibi egzaman varmış. Kendisinden böyle bir genetik hastalığı sana devrettiği için çok üzüldü. Ama kısmet.. Allah beter hastalıklardan hepimizi korusun...