30 Mayıs 2009 Cumartesi

ZAAL93 kahvaltı organizasyonu


Cumartesi çok güzel bir gün geçirdik. Bugünün özetini Kaya'nın mailinden aktarıyorum...
"Cumartesi gunu sansimiza hava cok guzeldi. Biz Fenerbahce parkina vardigimizda hafif bir ruzgar vardi ve biraz yuruyus sonrasi parkin ortasinda olan Yesil Cafe’ye oturalim artik dedik ki Burcak aradi. Bu arada da hava daha guzellesti ve ruzgar kesildi. Tugba ile beraber giriste olduklarini soylediler ve Yesil Cafe’de bulustuk. Guzel bir sohbetin ardindan ki sohbet sirasinda Burcak’in bu bulusmayi hakedebilmek icin sabahin korunde kalkip ders calistigini ve sonrasinda bulusmaya geldigini ogrendik ve ona grup adina cok tesekkur ediyorum ve uzmanlik sinavinda basarilar diliyorum, umarim emeklerinin karsiligini alir. Sonra aciktigimizi hissettik ve kahvaltiliklarimizi almak uzere bara gittik, Tugba, Ayca ve Ben. Kahvalti tabagi istedigimizde oradaki genc bize tabaklarin sayisinin sinirli oldugunu ve herkese kahvalti tabagi veremeyeceklerini soyledi. Ama neyseki sonrada Tugba’nin israri uzerine yeni tabaklar geldi.
Ardindan Aslihan sayıyı artirmak adina herkesi toplayıp gelmis. Aslihan, Esi, Cocugu ve 2 Kardesi ile katilimi en cok artiran kisi oldu. Cok tatli ve uslu bir cocugu var ve hic yaramazlik yapmadi, sevmek isteyen herkese kendini sevdirdi ve gulucukler dagitti. Ethem ve ailesi ise yaklasik 12 gibi aramiza katildi. Onca yolu tum ailesi ile geldigi icin en cok ona tesekkur ediyorum. 2 harika cocuk sahibi olmus ve agzindan kacirdigina gore mezuniyet sonrasina gore yaklasik 25 kilo almis. Ama uzun boyda pek goze batmiyor... Kızı pek susluydu (encok sevdigi renk galiba pembe). Ayakkabılarından kafasindaki taca kadar hersey pembeydi. Yalniz yasinin getirdigi bir kapris var galiba. Dedigi olmayinca hemen iletisimi kesiyor ve galiba Ethem’i de etrafinda dort donduruyor. Ufaklik ise buyumuste kuculmus. Genetik dedikleri sey bu olsa gerek, anne uzun baba uzun cocukta koca adam olmus. Uzerindeki gomlek ise gorulmeye degerdi... Bir ara yemeklere saldirirken ablasinin ustune cayi boca etti ama neyseki cok fazla birsey olmadi ufak capli bir panik disinda... Bu arada Ethem’in Esi’nin Kus fobisi oldugunu ogrendik (yaniliyor muyum?). Gerci herkes bir ara tedirgin oldu. Masadaki simit kiriklerini almak icin kuslar akin etti. Kovalamak bile fayda etmedi, kacsin diye elinizi salliyorsunuz ama kuslar uzerinden atlayip birsey yokmus gibi takilmaya devam ediyorlar (sanirsin “wipeout” programina gelmisler). Toplu resmimizi Oguzhan ve Mete aramizdan ayrilmadan once cektik. Biz ayrildigimizda saat 14’u geciyordu. Guzel bir sabah kahvaltisi ve sohbetin ardindan tekrar Avrupa yakasina gecmek uzere yola koyulduk...
Gelenlerin ayaklarina saglik. Bundan sonraki bulusma icin Degirmendere’ye gitmek boynumuzun borcu oldu. Tesekkurler Ethem ve Ailesine ve tum katilanlara...
Bir dahaki bulusmada gorusmek uzere...
Iyi haftalar...
Kaya."
ayrıca bugüne ait fotoları http://picasaweb.google.com.tr/aslihankaplan/2009_05_30fenerbahceparki linkinden de görebilirsiniz..
Posted by Picasa

29 Mayıs 2009 Cuma

taş maş...

vücuduma giren hiçbişeyi kolaylığa bırakmıyorum anlaşılan. yediklerimi-kronik kabızlık; sütümü-süt ateşi(havalesi); böbrek taşımı da-hidronefroz sonuçlarına kadar yaşıyorum. böbrek taşımı da böbrekten çıkmasına rağmen kanalda bi gıdım oyantamamışım 6 aydır. tabi bu kadar durunca da böbrektre şişme olmuş. acil ameliyat!! 10 gün süre verdi doktor, düşürmem ya da en azından biraz aşağı inmesi için. günler su gibi geçti, su içip ip atlayıp koştururken.. pazartesi sonuca bakılacak. son üç günümü çok hareketli geçirmem lazım. işin ucunda böbrekten olmak da var... Allah hayırlısıyla kurtulmamı nasip etsin....

dolayısıyla İstanbul'a geldik geleli Altınoluk fotoğraflarını eklemekten başka bişey yapmadım. Altınoluk'ta habire dışarı çıkmaya alışan Çınar da üstüne eklenince bilgisayarı açmaya da fırsat bulamıyorum. parklarda hoplayıp zıplayarak geçiyor günlerimiz... çok yoruldum ben... çok.... vee aynı zamanda fotoğraf da çekmemişim geldik geleli sonuç olarak yeni fotoğraf yok... olay çok...
kalabalık ve hareketli günler geçiriyoruz... yani yaşıyoruz... bu da büyük mutluluk... bu yaz böyle geçecek galiba, çünkü niyetimiz şu taş olayını hayırlısıyla atlatırsak yine Altınoluk'a kaçmak... kısmetse.....

19 Mayıs 2009 Salı

diş hediği




Posted by Picasa
Çınar 3 aylıkken de beri salyalarıyla ha diş çıkardı çıkaracak dedirtirken bize, ondan küçükler dişlerini patır kütür çıkarırken bizimkinde tık yok... son iki aydır da acayip iştahsız ve üst damak şiş durumda ha çıktı ha çıkacak bekliyoruz. klim gördü kim görecek.. sonunda 11. ayda 13 Mayıs'ta ilk dişini annem gördü.üstten iki dişi birden gözüktü.. ee o kadar zaman bekletince bizi iki gün sonra alttaki iki diş de V şeklinde patlamaz mı? tabi helak oldu çocuğum. yanında biz de... huysuzluk hat safhada... mız mız..yemez.. gerçi çok ateşlenmeden geçirdik ama neyse.. buna da şükür... eve dönünce de diş hediğini yapmadan olmaz dedik ve Zonguldak dönüşü bize uğrayan teyzem ve Rüya'yı bulmuşken, Altınoluk dönüşümüzde annemleri-ve bizi görmeye gelen Doğan dayım ve Şendoğan dayıyla diş hediği seromonimize başladık. günümüz mesleklerinin sembollerinden bir seçki hazırlamaya çalıştık Çınar'ın önüne.. bilgisayar müh. niyetine de Dursun'un blackburry'sini de Doğan dayımın ısrarı üzerine açık bir şekilde koyduk yere... (Dursun'un içi gitti ama ya bişe y olursa diye..;) araba-araba yarışçısı; ya da galeri sahibi; ya da otomobil tamircisi , sallamalı müzik aleti müzisyen, kitap yazar; ya da çok okur, kalem yine yazar ya da eli kalem tutan bir insan, evrak çantası çantalı iş adamı, kağıt para çok paralı; ya da banker, top topçu;futbolcu olsun diye..... ama benim oğlum en son fotoğrafta da görüldüğü üzere eline fırçayı aldı. ben ressam olacağı yorumu ile koymuştum fırçayı ama Şendoğan dayı boyacı olacak demez mi? ;)))

18 Mayıs 2009 Pazartesi

eve dönüş yolunda...

Oğuzhan dayımız için pirinçlerimizle bir poz :))


Posted by Picasa

11 Mayıs 2009 Pazartesi

7 Mayıs 2009 Perşembe

banyo ve sonrası..

Posted by Picasa

kırmızı balık

kırmızı balık suda kıvrıla kıvrıla yüzüyor..


Posted by Picasa

1 Mayıs 2009 Cuma

Altınoluk'tan haberler...

Çınar'ın alışkanlıkları değişiyor.. klasik müzik cd'imizi getirmediğimizden anne ninnisi ile ama illlaki terasta çingene salıncağında sallanarak uyuyoruz. hava nasıl olursa olsun... Atalay ve Sudenaz'la oynamaya bayılıyoruz.Atalay'ın arabasına, Sudenaz'ın üç tekerlekli bisikletine binip koşturuyoruyz hep beraber.. sitede pek kimseler olmadığından kızmıyorlar gürültümüze... sırayla hepsi birbirinin yaptıklarını yapıyor.. aralarında iki büklüm koşan ben...
Dün öğleden sonra hava çok güzeldi.. hep beraber deniz kenarına gittik. dede denize girdi, Çınar da peşinden girmek istedi. dedesi ellerini suya sokmakla yetindi bu sefer.. havalar ısınsın hele... sandalyelerimiz ve minicik termosumuza koyduğumuz sıcak su ile deniz kıyısında kahve keyfi.. aslında çay daha iyi gidermiş bu havaya ama tedarikli değiliz ne yapalım... Çınar'a çorbasını içirmek istedim ama içmedi. onu yedirmeye çalışırken ikizler acıktık dediler. ananalerinin getirdiği ıspanaklı böreği görünce Çınar da atıldı. onları görünce Çınar'ın da yiyeceği geldi heralde. neyse buna şükür dedik... yedirdik... çok güzel bir öğleden sonra geçirdik. papatyaların içinde fotoğraf da çektik. fotoğraflar ancak İstanbul'a dönünce.. burada aktaramıyorum çünkü..

Bugün de güzel bir hava vardı.. terası temizledik yine çingene salıncağında yerimizi aldık. ananemizin arkadaşlları misafirimiz. terasta çay ve mama yerken yağmur bastırdı.. keyif çayımızı da yağmur eşliğinde yapıp, aşağı inip sobayı yaktık.. :)) ama Çınar bugün dışarı çıkmadı ya,, durmaz beyfendi..illa kapı... çıktık demizin yanına geldik. ben interneti kurcalarken dedeyle Çınar yine dışarı çıktı... hadi ben de kaçıyorum artık...