24 Eylül 2010 Cuma

Yaşamaya Dair

Sevgili arkadaşım kerkenezde tekrar görünce dellendim. Bunu ben de buraya kaydetmeliyim, hatta daha çok şiir kaydetmeliyim; olur da bir gün döner bakarsa oğlucuğum okusun daha önce okumadıysa... Yaşamdan iyice bunaldığımızda bir güç, bir nefes, bir umut...


Yaşamaya Dair


Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak.

Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.

Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yani ağır bastığından.

Nazım Hikmet

16 Eylül 2010 Perşembe

iyi ki doğdun Suna!!!!

Suna'nın geçmiş doğumgününü kutladık hep beraber. İyi ki doğdun ve iyi ki arkadaşımızsın Suna!!!!
Uzun bir aradan sonra buluşabildik. Çok eğlendik. Çok keyifli, hoş sohbetli, güzel mamalarla dolu, deniz kokulu, dost sıcaklığı tüten, bitmesi istenmeyen bir gün yaşadık... Çınar da çok uyumlu ve sakindi. Maşallah Çınar'ıma.. beni üzmediği gibi mutlu da etti. Çok teşekkür ederim bitanem...
Daha önce geldiğinde pusetinde oturup gülücükler savurmuştu. Şimdi ise her yeri adımladı. Denizi görünce anne bu gemi mi dedi. Çınar'ın "yalı" kavramını algılaması böyle oldu. ;)) Kedilerle oynadı. Denizi seyretti.. Evin içinde dolanırken balığını da yiyip bitirdi. Kocaman alkış!!!

Akşamın sonuna doğru ilk kez izlediği Baby tv'ye takıldı kaldı.. Uykusu gelince "anne evimize gidelim" de dedi. Hatta arkadaşlarıma "onlar da bizim evimize uğrayacaklar mı?" dedi. aynen böyle.. Alemsin Çınar'cım...
Posted by Picasa

14 Eylül 2010 Salı

tuzla resim



Önce kağıda yollar şeklinde yapıştırıcıyı sürüp, ardından tuzu boca ediyoruz.. Sonra üfleyerek(Çınar'ın isteği üzerine) ya da kağıdı kaldırarak fazlasını döküyoruz tuzun. Üzerine boya yapıyoruz fırçayla. Biz parmak boya kullandık, ama suluboya daha iyi sonuç veriyor sanırım. Renk karışımlarını da izlemek için süper fikir. Yapıştırıcının kurumasını bekleyemediğimizden çok döküldü resmimiz. Sonuç fotosu yok maalesef...
Posted by Picasa

13 Eylül 2010 Pazartesi

annenin okuluna gittik :)


Annenin okuluna gittik ilk kez beraber... İlk işimiz rıhtıma çıkmak oldu tabiii. "Anne deniz" çığlıklarıyla.. :))

banka bir güzel oturdu. "Anne gel sen de otur", ama öğretmenimi görmem lazım geç kaldık. "anne gel oturalım" Biraz oturduk. Tekrar dönmek üzere kalktık..

Sonrasında rıhtımda epeyce çok oturduk. 12 yavru kediye baktık. Birbirlerine sokulmuş uyuyorlardı. Bazıları da yaramazlık peşinde ;)
Ben biraz korkaklık yaptım her zzmanki gibi. Çınar ise "anne ben korkmuyoom" diyerek kendini de inandırmaya çalışarak yaklaştı. Sevdi kedileri.. Çınar'ı okula götürüp Rüya abasına bırakmayınca çok üzülen abayı sevindirelim dedik. Dönüştü Rüya abaya gittik. Hatta Çınar'ı abası ve teyzesine bırakıp arkadaşlarla Ortaköy sahiline indik. İkimiz için de, hepimiz için de çok keyifli bir gün oldu. Eve dönerken uyuya kaldı Çınar. Doooğru yatağa.....
Posted by Picasa

12 Eylül 2010 Pazar

renkler

Tübitak'ın Renkler kitabından ilk gerçek çalışmamızı yaptık. Çınar oldukça başarılıydı.


Renkleri doğru yelkenlilere boyadı, ve içlerini doldurma amaçlı yaptığı ilk çalışmada çok başarılıydı. Daha fazlası bu yaşta beklenemez zaten.

Renklerin tamamını bildiği gibi açık, koyu tonlarını da biliyor.
Posted by Picasa

8 Eylül 2010 Çarşamba

balık ekmek :)




Maalesef Çınar'cım, oğulcuğum yeme problemin devam ediyor. Umarım hep böyle devam etmez.. Çınar yemek yesin, kahvaltı etsin diye yapmadığım şaklabanlık, atmadığım takla kalmıyor. İşte sabahları kahvaltısına taze taze hazırladığım balık ekmekler. Daha doğrusu balık şekilli bazlamalar. Onun kuyruğu bunun kafası derken hepsinden biraz biraz ısırıp doyabilsin diye.. Çeşitlemelerimiz hergün değişiyor. Balıkların yanına, bazen kelebek, bazen fok balığı, ayıcık, koala vs. gibi hayvanlar katılıyor. ;)

Tabii bir de haşlanmış yumurta maceramız var. Önce kırmızı civcik sırtında getiriyor yumurtayı. Sonra bütün abiler, ablalar ve ördek ve de inek.. Çok manasız geldi değil mi?


Posted by Picasa

7 Eylül 2010 Salı

jetonlu tren

Güzel hava ve boş zamanımızı MEydan avmde değerlendirdik. Çınar yeni sırt çantasıyla çok şekerdi. Sırtından da hiç indirmek istemedi. "ben otula gidiyolum."

dondurma da yedik. zaten başka şey yediğimiz de yok..

ilk kez jetonlu trene bindik. herşeyin bir ilki var. hemen ardından diğer jetonlu trene de binmek istedik ama bir günlük bi tanesi yeter.

çok da ciddi ;)

http://vimeo.com/14970572

4 Eylül 2010 Cumartesi

adam traşı

Çınar dayısı ile aynı anda traş oldu adam berberinde adam traşı ;))
Bu sefer oyuncaklar filan yoktu ama kuzucuğumun gıkı çıkmadı. Hatta biraz fazla sessizdi, uykusuzluktan ve açlıktan mütevellit...
Baba da traş oldu tam oldu.. bayramlık traşlar tamam.. Artık hazırız bayrama :))
Posted by Picasa

kapı ziline uzanabiliyorum :)


çantam da çok güzel...

parkta koşuşturmaca..
Posted by Picasa

3 Eylül 2010 Cuma

gittik, gezdik, geldik :))

Aslında Altınoluk'tan İstanbul'a döneli on gün kadar oldu. Ancak hem bilgisayarın bana azizliği hem de evin temizliği yanısıra Çınar bana fırsat vermedi. Çok güzel, nerden baktığına göre değişken hem kısa hem uzun bir yaz tatili geçirdik. Gerçi Çınar'a göre burası tatil. Babasına öyle söyleyip duruyor. Babası da "senin yanındayken benim için de öyle" diyor. Babamızı yatmadan önce biraz daha görebilmek için geç yatıyoruz. Zira maalesef babamızın işten dönmesi gece onu buluyor. Neyse.. günler burda da hızla akıp geçiyor. Günde bir tek ana iş yapabiliyoruz, onun dışında oyun, resim, kitap ve bir de tuvalet alıştırması. Bu da herşeye bedel. Henüz kendisi söylemeye başlamadı, ben götürdükçe yapıyor. Son zamanlarda tuvalete gitmeyi de istememeye başladı. Dolayısıyla pür dikkat durumunda olmam gerekiyor. Bu da beni çok yoruyor.. Ama olacak inşallah..
bu da dönüş yolunda mısırları lüpleten Çınar. Mısır delisi. Geldiğimizden beri pazarda mısır arayıp, alıyoruz. Biraz buzluğa stok yapmak lazım ama daha önceki denemelerimde sonuç çok sert olmuştu.

Çınar ilk gittiğimiz zamanlarda denizde kolluk takmak istememişti, ben de zorlamadım. Benimle beraber giriyor nasılsa güzel güzel diye... Denizi hala çok çooook seviyor.. Maşallah!! Son hafta kolluk taktık. Kollukları takılıp çok ilerlere kadar açıldık, benim de boyumu geçen yerlere kadar. Çınar kollukları oldğunda bei bırakıyor, sahilde dondurma satılan kafenin yönüne doğru yüzüyor. "Anne ben doduydaalıcam" diyerek. Belki de geldiğimizde takmaya başlasaydı şimdiye kadar kolluksuz yüzmeye başlardı. ama neyse artık seneye...
Altınoluk maceramız anlatmakla bitmez. neresinden başlayayım ya da neresinden balıklama dalayım bilemiyorum. Belki de fotoları yükledikçe anlatabilirim..
Çınar kapıları kendi açabildiğinden dış kapıyı da açıp, dışarı çıkıyor, terliklerini ve şapkasını takıp Rüya basına doğru gidiyordu. Sitenin diğer ucundaki evlerine.. Buraya geldiğimizde de "ben Rüya abama gidicem yürüyerek" dedi bi çok kez ama Rüya abamız Altınoluk'ta henüz ve gelmiş olsa da evleri yürüme mesafesinde değil. Çınar'ın bir anda alıp başını giderek gözden kaybolması meşhur. Herkes takipte.. 3 farklı yoldan evlerin aralarından gidilebilen Rüya abaya her yoldan gidebiliyor kendi başına.Tabii biz arkada uzaktan ve sessiz takipçileriz. ;) Teyzesinin, dayısının ve amcamların evini biliyor. Tam bir sokak çocuğu kıvamına gelen Çınar'ın burdaki akıbeti çok merak konusuydu ancak oyuncaklarını çok özlemiş olan Çınar bir kaç günü onları incelemekle tekrar tekrar oynamakla geçirdi. Şimdilerde en büyük tutkusu arabalar. Top tutkusunu da geçti. Arabasız parka gitmiyoruz, hiç bir yere gitmiyoruz ve evin heryerinde arabalarla oynuyoruz, yarış yapıyoruz.. Bolca kitap okuyan ve resim yapan Çınar evin içinde olmaya da alıştı.

1 Eylül 2010 Çarşamba

gazoz kapaklarından rüzgarlık




Tatilde boş durmadık. Gazoz kapaklarını dış yüzeylerinden iki tanesini birbirine kuvvetli yapıştırıcıyla yapıştırdım. Sonra Çınar içlerine gülen yüzlerden yapıştırdı. Daha sonra da iplerle bağladık. Yatay bir çubuğa dizilerimizi sabitledik. Ama terasın rüzgarı bol olduğundan iplikler birbirine çok karıştı. Çok kez üşenmeyip düğümleri çözdük. En sonunda daha kalın bir iple halledip bu sorunu daha az rüzgar alan bir yere taktık.
Tatilde başka neler mi yaptık?
oyun hamurundan balıklar: http://yesillikgerek.blogspot.com/2010/09/oyun-hamurundan-balklar.html
resimler, kuş yuvası: http://yesillikgerek.blogspot.com/2010/09/sanat-calsmalarmz.html
Posted by Picasa

sanat çalışmalarımız

Parmak boya çalışması.
Gri dinozora arkadaş lazım.. Çınar onun yemesi için otlar da boyadı. Dinozorun da üstünü boyadı, gözü, ayakları, gövdesi kuyruğu birer çizgi ile ;)

Çınar'ın defteri. Ben ismini yazdıktan sonra kendisi de yazdı ismini. ;)

Mor parmak boya çalışması. Ahtapota benzettik. Ama sonrasında ondan bir uçan dinozor kestik. (üstünde benim çizimim var kalemle)

Posted by Picasa