23 Şubat 2010 Salı

Ela ve Ece'lerde oyun grubu

Minikler özel kahvaltı masasında yumurtalarını soyarak başladılar güne... :) Meyve suları eşliğinde kahvaltı yaptılar.

Tuğçe yine bomba gibi aktiviteler hazırlamış. Önce tuvalet kağıdı rulolarına minik yuvarlak yara bantları yapıştırdılar. Bantların kağıtlarını kendileri açarak küçük el kaslarını geliştirdiler, el göz koordinasyonu çalışması yapmış oldular.. Yapıştırdığı bantları çıkarmak daha zevkli geldi Çınar'a. ;)
Bir sonraki aktivite akrilik boyalarla tahta çubuk boyama. Boyaları döküp karıştırmak, çubuğu direk boyaya daldırmak, üst baş boyamak suretiyle epeyce eğlendikleri bir sanat çalışması oldu. Sonrasında ise banyoda el, kol, saç yıkama ve kıyafet değiştirme. Çınar fırçayı saçına sürerek yeşil balyaj yaptı ama yine de çok eğlendiler çocuklar... Ellerine sağlık Tuğçe'cim.

Herkes gittikten sonra biz Ece ve Ela'yı bırakamadık sitelrindeki parka çıktık. Çınar arakda kalan Ece'ye seslenerek "Ece gel" dedi. Bırakmadı arkadaşını. Birbirlerini çağırarak ve elele tutuşarak, kedileri kovalayarak parka yürüdüler. Çok tatlılardı hepsi de. Ece ve Ela deneyimli büyük kaydıraklı kompleksin merdivenlerini tırmanıp herbir kaydıraktan kayabiliyorlar. Çınar merdivenleri tırmandı ama demir tırmanma kısmında yardım aldı. Sonra standart kaydıraktan kaydı yine. Dönen kaydıraktan henüz kaymadık hiç. Başka zaman deneriz havalar ısınınca. Salıncak, tahtıravalli, döner platform hepsini denedik. Bizim mahalle parkından daha kapsamlı bir parkları var kıskandık. Biz de o siteye gelsek acaba? ;)

Epeyce uzun bir oyun buluşması oldu, yolda uyudu tabi ki Çınar. Eve gelince de uyanmadan devam etti uykusuna..
Posted by Picasa

21 Şubat 2010 Pazar

Rüya abamızın doğumgününü kutladık :)



Rüyacığımızın doğumgününü büyük bir kalabalık ve coşkuyla kutladık :)) Çok özel bir çocuk olarak çok güzel anılarla on yılı doldurduk Rüyacığımla... iyi ki annen seni doğurmuş ;))
Çınar da Naz İrem ablasıyla(!) ve Tuna'yla da görüşmüş oldu vesileyle... Naz irem çok tatlı olmuş.. maşallah!!! "kokunu yerim senin" , "ablasının güzelliği" şeklinde ünlemlerle sevdi Çınar'ı. kendisi çok büyümüş ya.. ;))

Rüya doğumgünün bahanesiyle herkesle görüşebildiğimiz için önce sana, sonra teyzeme, anneme ve gelen herkese teşekkürler... iyi ki varsınız....
Posted by Picasa

ilk tiyatro deneyimimiz :)




Çınar'la ilk tiyatro deneyimimizi Bahar'ın öncülüğüyle hemen yakınımızdaki Türkan Saylan Kültür Merkezinde yaşadık. Minikler uzun bir süre sonra tekrar buluştular Egemen'le. Çok fazla kalabalıktı, randevulu olmasına rağmen insanlar pek itibar etmemişler bu duruma maalesef.. Aslında biraz daha büyük çocuklara göre bir düzenlemeymiş. Çünkü tiyatro öncesinde 15-20 dakika süren bir konuşma, oyun süreci oldu. Zaten ancak dikkatleri bu kadar toplayabilirlerdi bizim minikler. Tiyatro da biraz didaktikti. Sonunu getiremedik maalesef. Ela ve Ece'nin abisi Ege ise çıkmak istemedi. Biz sonrasında abamızın doğumgününe gideceğimizden onları bırakıp çıktık. Ancak gördük ki tiaytro izleyebilecek durumdalar. Karanlık ya da gürültüden çekinmediler...
Posted by Picasa

20 Şubat 2010 Cumartesi

Kayseri ve Malatya yemeklerini tattık :)




Şahin Dayımlar ve annemlerle Doğan dayımlara yemeğe davetliydik. Kayseri ve Malatya yörelerine ait yemeklerle renklenen soframız, aileyle olmanın verdiği tatla bütünleşti. Kayseri mantısı ve Malatya'nın analı kızlısının anasıyla taçlanan yemeklerin tadına bakmakla kalmadık, fazlasıyla abarttık. Damaklarımız bayram yerine döndü de mideler fesat sınırından zor döndü. ;) Ellerine sağlık, gönüllerine şenlik, hayatlarına huzur ve sevgi hakim olsun....

Çok keyifli bir akşam geçirdik velhasıl.. Çınar yine cevizlere dadandı. geçen sefer ki gibi bir kase cevizi yedi :)
Posted by Picasa

16 Şubat 2010 Salı

beşi bir yerde :))


Bunlar da ilginizi çekebilir



Kuzucuklar büyüyor mu ne??? Daha önce beşini bir arada tutmak bile mümkün olmazken şimdi yanyana oturup kendilerince eğlendiler de...

Üstelik bu sabah annelerin dertleri bini aştığından- başta ben olmak üzere- minikler kendi kendilerine oynadılar. Zeynep'lerin evinin de altını üstüne getirdiler... Ruçhan'a Allah kolaylık versin. ;) Onların kendi kendilerine oynamaları çok hoşumuza gittiğinden, dertleşmek bize de çok iyi geldiğinden çayı uzattık epeyce.. Bu sefer de böyle olsun!! Onların büyüdüğünü görmek de güzel oldu. :)))
Posted by Picasa

14 Şubat 2010 Pazar

içimden hiç gelmiyor....

içimden hiç bişey (yapmak) gelmiyor...... bloga yazı yazmak en zoru belki de çünkü son dörtbuçuk aydır sevgilimin hediyesi laptopumla yazıyordum... ama artık yok... neden mi??? evimize hırsız girdi..... maalesef.... 10 şubat çarşamba günü öğleden sonra üç ile dört arası annemlerde olduğum bir saatlik bir dilimde...... masanın üzerinde duran laptopumu ve bütün takılarımla, evlilik yüzüğüm de dahil tüm altınlarımı alıverdiler.... giden gitti... geçmiş olsun.. diyor polisler bile... bu ne biçim bir düzendir.... böyle şey olur mu....? insan neye kızacağını şaşırıyor... 56 kez tutuklanır mı bir hırsız.. tutuklanıyor çıkıyor, devam. çıkıyor devam... sen çalış çabala, dişinden tırnağından artır, biri gelsin pervasızca evine girsin-hanene tecavüz etmekle kalmasın, ortalığı darmaduman etsin ve beş dakkada herşeyini alıp gitsin... herbir yerlerinden fitil fitil gelsin inşallah... diyecek laf bulamıyorum maalesef... bilgisayarımda kayıtlı tüm özel dosyalarım ve son altı aylık fotoğraflar ve video kayıtları da geri getiremeyeceklerimizden.. yedeği olmayanlardan... anıların kayıtlarını da çalabiliyorlar işte böyle.... hiçbiri yetmiyor bir de huzurunu çalıyorlar insanın... psikolojini altüst ediyorlar... evinde oturamaz oluyorsun.... güven duygusunu kim geri getirebilir bu durumda....???

içimden hiç gelmiyor başka birşey.. ama düzeleceğim elbet... herşey zamanla..... ama bugün biraz ağlamak da istiyorum aslında....

yine de herşeye rağmen.... sağlıkla, sıhhatle kalmak ümidiyle....

iyi ki varsın oğlum... sana sarılınca unutabiliyorum ancak herşeyi... Allah seni bize, bizi de sana bağışlasın.... tüm sevdiklerim, sevenlerim, arayanlarım soranlarım, iyi ki varsınız... hayat sizinle güzel ancak.... sizinle katlanılır....

9 Şubat 2010 Salı

sevgililer günü temalı oyun grubumuz :)

heryer pembe ve kırmızı... :))
Kahvaltı ile başladık güne. biz anneler kahvaltıyı biraz uzatmak istedik ancak çocuklar kalemleri ellerine alıp boyamaya başladılar bile... boyalar da yetmeyince bıraktık çayları.. ilk aktivite dokunma duyularını geliştirmek üzere gıda boyası ile boyadığım nohut, makarna karışımında kartondan kesilmiş kalpleri bulmaca oyunu. Kalpleri bulma kısmıyla pek ilgilenmediyseler de nohutlarla makarnalarla oynamaya bayıldılar.. :) rengimiz kırmızı tabiii.... makarnaları ve nohutların bir kısmını kırmızıya boyamıştım. Boyama için detay açıklayacağım... kalpler de kartonun üstüne yapıştırdığım hediye kağıdından gümüş üstüne pembe çiçekler..


Sanatsal faaliyet: Makarnanın içinden bulduğumuz kalpleri taçlarımıza yapıştırdık. Ve kızlarımız prenses oluverdiler. bunu farkettiğinden midir bilinmez Çınar tacı takmadı. ;)

Sonrasında biraz atıştırmaca, oyuncaklarla oynamaca...
Kültürel ve Dil gelişimi için faaliyet: Köpük ile Pıtır'dan birkaç sayfa okuduk ama miniklerin kanı kaynıyor konsantre olamadılar... Yağmurlu bir Gün kitabına uydurduğum şarkıyı söyleyip kitabı da okudum. Bu sefer daha dikkatliler, en azından bir kısmı...

Bununla da bitmedi. Daha önceden hazırladığım pembe, kırmızı ve bordo kağıt şeritlerle zincir yaptık. kağıtları halkalardan çocuklar geçirdi, anneler zımbaladı.. el göz koordinasyonu için aktivitemiz de tamam.
Sevgi dolu yıllar olsun önünüzde inşallah kuzucuklar....

Posted by Picasa

6 Şubat 2010 Cumartesi

BEÖ - Ay

Bu hafta montessori grubunda BEÖ(Büyüyorum, Eğleniyorum, Öğreniyorum) konusu "Ay" idi. Çınar'la ilk kez BEÖ aktivitelerini ciddi olarak yaptık. Öncelikle hafta boyunca yatarken söylediğim ninniler yerine İngilizce hazırlıkta öğrendiğim ingilizce aylar şarkısını söyledim. o da ingilizce olduğundan değişik bir ilgiyle dinledi. İngilizce şarkılar söylediğimde ayrıca bir ilgi ve mutluluk oluyor Çınar'da. Tabi aynı melodiye türkçe ayları da uydurmaya çalışarak tekrarlar yaptık.
Ay motiflerinden bir dönence yaptık. Yıllar öncesinden bir halka almıştım, buna kısmetmiş kullanmak. Önce mavi kağıda beyaz guajla yıldız ve daire (kapakları şablon olarak kullarak) baskılar yaptık. Mukavvadan kestiğimiz ay şekillerine bu kağıtları yapıştırdık, bazılarına bütün, bazılarına parça parça.. Boya yaparken kullandığımız köpük tabaktan bir ay şekli kesip çıkarayım dedim. bu sırada Çınar da boş durmadı köpük tabağı bir güzel parçaladı. Minik minik parçalara böldü, bende de bir ampul çaktı. Mukavva ay motiflerinin üstüne bu köpük parçalarını yapıştırarak köpük mozaik yaptık. Sonuç hoşuma gitti. Kendime not: Farklı renklerle farklı aktiviteler yapılacak bu uygulamayla.

köpük mozaik

Lambamıza astık dönencemizi. Daha önceden ay yıldız motifli kağıttan keserek yağtığımız üç taraflı daireleri de bu dönenceye ekledik. Sonuç iyi. Çınar gösterip gösterip "ay" diyor.


Bir sonraki aktivitemiz ise siyah zemine ay ve yıldızlar yapıştırmak. Siyah grapon kağıdı kullandım. Cama yapıştırıp "suncatcher" güneş yakalayıcı olarak kullanırız diye; ancak istediğim etkiyi vermeyince grapon kağıdını mukavvaya yapıştırdım. Sarı kağıda farklı boylarda yıldızlar çizip, kestim. Bir tane de ay. Yıldızların ve ayın arkasına çift taraflı bant yapıştırdım. Çınar çift taraflı bantı açmakta çok başarılı- küçük kas gelişimi tamam! Yapıştırma konusunda çok hevesli değildi ama yine de tamamlayabildik.



window sun catcher





mukavvaya monte edilmiş gökyüzü.











Bu işlem sırasında Ayda kitabımıza baktık. Okumak ve anlamak-anlatmak için çok erken olduğundan bir kaç sayfasını incelemekle yetindik. Daha ilerde çıkarılmak üzere kaldırdık.Anne bütün kitapları bi seferde toplayınca böyle oluyor.



Posted by Picasa

5 Şubat 2010 Cuma

Sınırlamayalım, yaratıcılığı engellemeyelim ;)



İşte manzara budur. Kalemler eline geçmiş, gerçi zaten ortada. Duvarda kocaman kağıtlar var. Ama küçük beyimiz yere ve çorabına desenler yapmayı tercih etmiş. Yaparken görmedim. Ben gördüğümde bu haldeydi. O yüzden hiç kızmadım. sadece hemen ıslak mendille mermeri sildim, şansım var ki hemen çıktı. Çorap da çıkarsa çıkar artık dedim kendi kendime. Hiç kızmadan kağıtları çizse daha iyi olur diyerek, olayın fazlaca üstüne gitmeden kapattım. Bir yandan hoşuma da gitti galiba. ;))
Akşam babasına gösterdim. Daha güzel olmuş böyle dedi. Belki de haklıdır. Renk seçimi güzel ne de olsa.. Makineye atarken sıvı leke çıkarıcı döktüm üstüne. Tertemiz çıktı, ben de şaşırdım. Babası da tüüh çıkmış mı dedi... ;))

Bu haller bulaşıcı heralde... Ne de olsa ben de dert etmiyorum üstümün başımın boya olmasını, hem benimkiler çıkmıyor da... :)
Posted by Picasa

kitap delisi anne :))


Kitap delisi olduğum düşünülebilir, belki de hakkınız var.. Geçen hafta elimizde olmayan Tübitak Yayınları 3-6 yaş grubu kitaplarını sipariş ettim, yarısını hepsiburadadan yarısını da ilk kez alışveriş yaptığım kitapyurdu.com dan. kitapyurdunda bazı kitapların tedarik süresi 5 gün yazıyordu ancak ertesi gün siparişim hazırdı. Diğer taraf ise daha uzun sürdü; hepsi gelene kadar beklemek istedim, gerçi hala bir kitap eksik ama olsun. Tabi bütün kitapları birden sunmayacağım çınar'a. ne de olsa 3-6 yaş serisi, 6 yaşına kadar uzun bir zaman sklalası var önümüzde. Gerçi biz o zamana kadar çoktan hatmetmiş oluruz ama.. Neyse kitap listemizi sıralamam lazım burada, kayıtlara geçmesi için. ancak onca kitabı listelemeye bir türlü fırsat bulamadım. artık daha geniş bir zamana kısmetse...

Kavramlar Serisi diyebiliriz bunlara sanırım. "sayabilirim" kitabını biraz tereddüt ederek almıştım abartıyor muyum diye ama resimleme şekli çok hoşuma gitti. Patates baskılarla çeşitli hayvanlar yapmışlar. İlk fırsatta deneyeceğiz.. Zaten Çınar hafiften saymaya başladı. Parmaklarını gösteriyor ben sayarken. ben bir iki üç diyorum o dört diyor. beş diyorum altı diyor. Sayıları öğretmeye çalışmadım aslında. Sadece arada "sağ elimde beş parmak sol elimde beş parmak saay bak saaay bak saaay baak." şarkısını söylüyorum... tekrarlar hemen beynine kaydediliyor...

Haydi öğrenelim serisi

Nokta Birleştirmece Serisi (epey vakit var bunlara)
Posted by Picasa

3 Şubat 2010 Çarşamba

Çınar ressam arkadaşlarımla tanışır...



Kar yüzünden geçen haftadan bu haftaya ertelediğimiz buluşma yine kar yüzünden maalesef eksiklerle gerçekleşebildi ancak. Epeydir görüşemediğimizden çok iyi geldi bu buluşma.. En kısa zamanda tekrarlanmalı. Çınar 3 aylıkken tanışmıştı aslında bazı arkadaşlarımla, ancak çoook zaman geçmiş. Çok büyümüş buldular Çınar'ı. Çınar herkesi odasında konuk etmek istedi. epeyce oturduk odasında, sonra salona yöneldik ama o ara ara kaçırabildğini odasına kaçırdı. Duvara astığım kağıtlara resim yaptılar beraber.. Çınar çok mutlu oldu, aba, abim, teyze deyip durdu...
yine gelin yine gelin... :))
Posted by Picasa

2 Şubat 2010 Salı

oyun grubu- İrem'lerdeyiz..


Bu hafta bir değişiklik yapıp oyun grubu saatimizi sabaha çektik. Öğle uykularından geç uyandığı için çocuklar öğlen buluşması geç saatlere kaymaya başlamıştı. Dolayısıyla sabah kahvaltıya İrem'lere gittik. Hep beraber kahvaltı ile başladı günümüz. Taze sıkılmış portakal, nar suyu eşliğinde haşlanmış yumurta(kabukları çocuklar tarafından soyulmak üzere) ve İrem'in anneannesinin elinden mis gibi sıcacık poğaçalar. Okullar tatil olduğundan Ela ve Ece'nin abisi Ege ve İrem'in abisi Oğuz da kahvaltıya eşlik ettiler, ancak günün geri kalanında ikisi erkek erkeğe takıldılar. Arada Çınar da "abim abim" diyerek peşlerinde dolandı. ;)
Kahvaltının ardından hamurlarla oynadık, şekillerden hayvanlar yapıp seslendirdik. Birbirimizin elindeki şekilleri ve hamurları almaya çalıştık. ;) Meral, Vız vız arı kitabını okudu miniklere.. Daha sonra büyük bir kağıda serbest çizimler yaptık.Şarkılar dinleyip ara sıra eşlik ettik. Bu aralarda da mevcut oyuncaklar kurcalandı. Oğuz abinin arabası Çınar için çıkarıldı ve düt düüüt oynadı Çınar. çok keyifli bir gün daha geçirdik.
Posted by Picasa

1 Şubat 2010 Pazartesi

bi arkadaşa bakıp çıkacaktık ;)



Çınar sabah erkenden kahvaltısını yaptı, ben çay içemedim o saatte. sonrasında annemlerin kahvaltısına misafir olduk. Hava da güzel, dışarı çıkmak için fırsat yarattık kendimizce.. ;)

Eve gelirken Eren'lere uğradık. Bi bakıp çıkacaktık, biraz konakladık çocukların hatrına... Eren çok sevindi, Çınar'ı görünce. Hatta sarılmak istedi Çınar'a ama Çınar ürküp geri çekildi hep. Çınar da "eyen eyen" deyip durdu sürekli. afacan bunlar :))

Posted by Picasa