19 Nisan 2010 Pazartesi

mektup arkadaşım

Montessori mail grubunda düzenlenen 23 Nisan mektup-resim arkadaşım olayına katıldık. Bütün hafta resimler yaptık çeşit çeşit.. en sonunda 3 tanesini seçip arkadaşlarımıza postaladık.
Postane çok ters bir yerde maalesef. Arabayı caddenin alt tarafında bir sokağa bıraktık. Zira çarşı içinde bir kez arabamı çekmişlerdi; ikincisinden çekinirim her zaman. 5 dakka demez kabak başıma patlar. Gözümün önünde götürmüşlerdi arabayı, biz de peşinden dolmuşla takip etmiştik. neyse... Çınar'la beraber gittik postaneye. Ama ne kalabalık, artık mektup gönderen de yok diyorlar ama bu kalabalık ne o zaman. Birtakım ödemeler de postaneden yapılabiliyor sanırım. Numaramatikten numara almadan posta kısmına gittik, numaramatik şimdi hatırlayamadığım başka işlemler içinmiş. Neyse sıra da yok dedim ama iadeli taahhütlü olacak mektuplar, iki tane küçücük kağıda isimleri adresleri doldur.3 çift eder 6 minik kağıt. Tabi upuzun adresleri 1,5cm.e 3 santimlik dikdörtgenin içine sığdırabilene aşkolsun. Umarım burdan okuyarak yerine ulaşmayacaktır mektup dedim. Tepki bile vermedi ilgili kişi. O kalabalığın içinde minicik boşlukları doldurmaya çalışmak yordu beni. Aslında Çınar'la beraber gittiğimiz için postayı verirken fotosunu çekecektim ama kalabalıktan yapamadım. Bir an önce çıkmaya çalıştık... Herşey ilerledi de bu posta olayı neden on sene belki de yirmi otuz sene öncesinin evraklarıyla iş örüyor? Aynı matbu formlar bildim bileli değişmemiş. Sonra da mektup tarihe karıştı derler. Karışır tabi.. insanlar kolaya ve özellikle de hızlı olana alıştı.

Arabamızın yanına döndüğümüzde top oynayan abiyle oynamadan ayrılamazdık tabi.. Oynadığımız halde ayrılmak mümkün olmadı üstelik...
Bu sokak çok güzeldi.. Leylaklar çiçek açmış, ve çok güzel kokuyor... Zonguldak'taki evimizde yatak odasının penceresinin önünde leylak ağacı vardı. Bahar her yerden taşardı.. şimdi baharın geldiğini görmek için biryerlere gitmemiz gerekiyor.. daha Emirgan'a da gidemedik laleleri görmeye.. neyse Altınoluk'ta bolca gideririz çiçek hasretimizi... kısmetse...
Bal oğlum, çok tatlısın çoook.....
Posted by Picasa

1 yorum:

Bahar dedi ki...

Hem çok tatlı, hem de kocaman olmuş gözlerime inanamıyorum :)) Egemen'e soruyorum arkadaşlarını hatırlıyor musun diye. Çınar vardı, Ela-Ece vardı diyorum. "Üff üff" diyor, Ela ve Ece'nin doğumgününü hatırlıyor :))