23 Nisan 2010 Cuma

Altınoluk yolcuları....

 

Sabahın çok çok erken saatlerinde düştük yola. Çınar henüz uykudayken. Amacımız çocuklar uykudayken yolun büyük kısmını atlatmaktı ancak; Yusuf ve anneannesini almak için durduğumuzda Çınar bey de uyandı. Yusuf zaten uyanıkmış. Yaklaşık birbuçuk saatlik bir yükleme-yerleştirme-vedalaşma sonrasında kalan yolcularımızı da aldık. Neyse ki yolculuk korktuğumuz gibi zorlu geçmedi. Çınar etrafını izledi bol bol. Ağaç, ayaya(araba), otobüs, kamyon vs. , kuş, çiçek, inek, kuzu vs. gördü, gösterdi. Yusuf kitap okuttu bize bol bol, ve de bolca sohbet.. Birkaç mola, ve bolca da atıştırma ile öğleden sonra anneanne ve dedemize kavuştuk. Herkes bizi bekliyormuş. Çınar da fırsatları hiç kaçırmadı, hiç içeri girmedi. Anneannesi Çınar gelecek diye birsürü çiçek dikmiş. Çınar gelecek de sulayacak diye.. Çınar da suladı tabii. ve de en çok mor hercai menekşeyi beğendi. Hangisini beğendin dediğimizde "moy moy" diyerek.

Günbatımında terasta çayımızı içerken; Çınar'la Yusuf da dedesinin kurduğu çingene salıncağında sallandılar. Çınar uyudu, Yusuf ise çok uykusu olmasına rağmen otobüsle gelen dedesini karşılamaya gitmek istediğinden uyumamakta direndi. Dedeyi beklerken sahilde denize taş atmışlar..
Posted by Picasa

Hiç yorum yok: