23 Mayıs 2011 Pazartesi

Babayı beklerken...


Atölyede yoğun ve keyifle geçirilmiş bir erken yaz günü... Akşam eve geç geliyoruz, arabada uyuyan Çınar eve çıkarken uyanıyor. "Babamı duraktan almaya gidelim anne" diyor. Geliyormuş baba, gerek yok dedi diyorum.. "ama babamı göremicem" diyor. Geç gelen babayı görememe korkusu var. Birazdan gelecek balkondan bak diyorum. Balkonda epeyce bu şekilde bekliyor..
Durağa gelen otobüsü görüyorum,işte bu otobüsten inecek baban diyorum. Bir süre sonra gelişini görüyoruz. Kapıda gelmesini bekliyor ama her zamanki gibi içeri girince kaçıyor. Heyecandan karşılaşma anında ne yapacağını şaşırıp odasına koşuyor. Ama babayı özlemiştin, beklemiştin diyorum. Mahsun bir gülümse yayılıyor yüzüne ve babasına sarılıyor. Beraber geç bir akşam yemeği yiyoruz. Bir dondurmanın hatırına -hiç de canı istemezken ama aslında açken- tavuk yiyor. Peşinden bir çubuklu dondurmayı afiyetle götürüyor. ;) Ardından "ben uyucam" deyip yatmaya gidiyor. Yatmadan önce son günlerin seremonisi haline gelmiş bir kitap okuma olayımız var. Kaloriferin önündeki minderlere oturuyoruz. Çınar bir kitap seçip getiriyor, okuyoruz. Sonra yatağına çıkıyor, "çocuklar yatarken süt içer" diyor. Sütünü içiyor. Yatıyoruz.  Çocuklar yatarken süt içer olayımız aylardır aynı, asla sütünü içmeden yatmıyor. Pek fazla yemediği için gün içerisinde süt onu biraz tutuyor sanıyorum. Benim de acıkınca yiyen bir çocuğum olacak mı acaba? Büyüyünce belki.....?

Hiç yorum yok: