5 Ağustos 2011 Cuma

tatilin sonu...

Çınar saatlerce suyla kumla oynama keyfindeyken ben de kitap okuma keyfi yapayım dedim. Yanımda başka yetişkin yokken ve gözüm kulağım aklım ondayken pek mümkün olmuyor. ;)) Geçen sene yüz sayfasını okuduğum kitaba baştan tekrar başladım bu sefer o kadar da ilerleyemedim.
Dışarda oynarken ne çok şey öğreniyor aslında çocuklar. Keşke eve tıkınıp kalmak zorunda olmasak, o zaman aktivite yapacağız diye kasmak durumunda da kalmazdık.
Durum şu: Sahil taşlı olduğundan denizin içinden akrobatik hareketler ve komik görüntüler oluşturmak pahasına kovalarla (4-5kova) kum çıkarılır.
Çınar kum dolu kovaları ters çevirir, arkasına vurur, kaleler yapar.
Denize girerek su şişesine büyük bir neşeyle ve yapabiliyorum edasıyla su doldurur. Baloncuklar bitene kadar şişeyi suyun içinde tutar, çünkü öğrenmiştir ki su dolarken hava dışarı çıkar.
Ardından kova suyla doldurulur. İçine taşlar, kozalaklar, kuru dallar, yapraklar atılır. Hangisi batıyor, hangisi yüzüyor incelenir. Neden taş batar da kozalak batmaz, sorulur, öğrenilir..
Kovanın içi kum doluyken üzerine şişeyle su boşaltılır. El içine daldırılır, avuçla sulu kum çıkarılır ve kalenin üzerine dikit yapılır. Dikit nedir, sarkıt nedir bu aşamada öğrenilir.
Güzelim heykeller çıkar ortaya.. (Annenin yanında makine yoktur, fotoğraf çekemez.)

Hiç yorum yok: