28 Mayıs 2010 Cuma

Mine'nin nişanı

Keyifli bir yolculukla Ereğli'ye vardık. Rüya abası olur yanında da Çınar zevkten dört köşe olmaz mı? Yolumuz nasıl geçti anlamadık. Ertesi gün Kozlu'ya geçtik. Dağ çileklerinden topladık. Eski bir merdivenle duvarın üstüne çıktık. Çınar da gayet başarılıydı merdivene çıkma konusunda. Rüya abası ilk seferinde biraz ürktü ama Çınar henüz korku edir bilmediğinden tırmandı. Minicik dağ çileklerinden avuçlar dolusu-hepsini bitirinceyekadar- yedi Çınar bey. Gezmelerde tamamen yemek olayını unutuyor ne de olsa, meyveyle doyursun bari karnını. ;) Ben de bütün erik ağaçlarından erik topladım. Yaklaşık 8-10 ağacın dallarından.. Hatta nişandan sonra üstümü değiştirip hava kararıyor demeden bir erik ağacına da çıktım. Torbamı doldurdum eriklerle ;))
Sonrasında hep beraber büyüklerimizi ziyarete mezarlığa çıktık. Çınar'ı tanıttım büyükanneme. Büyükbabama büyümüş Çınar diye sordum. 12 günlükken görmüştü Çınar'ı ilk ve son kez. Bizi görmüşler midir acaba diye geçirdim içimden.. Üzülmemek için yadsımak en kolayı ve benim genelde tercih ettiğim bir yol bilinçsizce.. Çınar'dan çok önce aramızdan ayrılan büyükanneme Çınar'ı haber verirken yadsıyamadım. Ve koptum o noktada........
Çınar Mine'ciğini tanıyamadı. Mine'nin sevdalısıdır aslında ama değişen saç rengi ve süsü püsünden belki tanıyamadı. Nişan anına ait fotoğraf yok elimde, Derya'nın makinesiyle çektiğimden kendi makinemle çekememiştim. Çok güzel geçen önemli bir günden
bir kaç kadraj..


Çınar kuzeni Mehmet'le top oynadı. Henüz yürüyemeyen Mehmet dışarda beton üzerinde olmasına aldırmadan topun peşinden emekledi. :)) Kuzeni ve büyük dayılarıyla kediciği sevdiler. Çınar hafif tırsarak da olsa sırtını okşadı. Mehmet heryerini okşadığından kedinin tırnaklar tetikte bekliyoru. Neyseki dayılar bir aksilik olmasına izin vermediler.
Posted by Picasa

Hiç yorum yok: