5 Mayıs 2010 Çarşamba

Nezahat Gökyiğit botanik bahçesindeyiz..

Kahvaltı sonrasında gitmek için sözleştik, ancak Çınar uyanmıyor. Öpüyorum kokluyorum, kucağıma alıyorum. yok.. tabiatın ters kanunu saat on oldu Çınar uyanmıyor.. Geç kaldık.... Kahvaltı da etmiyor tabii zorla uyandırılınca... Adda gidiyoz diye gözü hiç bişey görmüyor.. Botanik bahçesinde de elinde top (poşet içinde) ordan oraya koştururken açlığı hiç aklına gelmiyor. Mesire yerinde atıştıma için mola veriyoruz. Öğlen oldu Çınar sadece küçük bir yoğurt yiyor.. Bu beslenme sorunuyla ne yapacağız bilemiyorum... Uykuyla büyüdüğü sonucuna varıyoruz. Ancak uykuyla da bir yere kadar, küçük kaldın bebeğim...


Özgür ruh Çınar elinde topu almış başını gidiyor, arkadaşlarının çağrılarını yine dinlemiyor...

Koşturmaca, çiçek incelemece, defne yaprağı, şebboy, papatya, leylak ve daha nicelerini koklamaca, çimenlerde koşturup, çıplak ayakla dolaşmaca, çocuk parkında oynamaca, ağaç kabuklarını havaya fırlatmaca, ve çok çok eğlenmece.. ile gezimizi tamamlıyoruz. Öğlen uykusu vaktinde arabalara biniyoruz... Eve varmaya yakın ancak uykuya dalan Çınar, yatağına koyar koymaz uyanıyor.. ve bugün başka uyku yok... öğlen uykularını hafif hafif atlatmaya çalışıyoruz.. maalesef.... :(

Posted by Picasa

Hiç yorum yok: