3 Eylül 2010 Cuma

gittik, gezdik, geldik :))

Aslında Altınoluk'tan İstanbul'a döneli on gün kadar oldu. Ancak hem bilgisayarın bana azizliği hem de evin temizliği yanısıra Çınar bana fırsat vermedi. Çok güzel, nerden baktığına göre değişken hem kısa hem uzun bir yaz tatili geçirdik. Gerçi Çınar'a göre burası tatil. Babasına öyle söyleyip duruyor. Babası da "senin yanındayken benim için de öyle" diyor. Babamızı yatmadan önce biraz daha görebilmek için geç yatıyoruz. Zira maalesef babamızın işten dönmesi gece onu buluyor. Neyse.. günler burda da hızla akıp geçiyor. Günde bir tek ana iş yapabiliyoruz, onun dışında oyun, resim, kitap ve bir de tuvalet alıştırması. Bu da herşeye bedel. Henüz kendisi söylemeye başlamadı, ben götürdükçe yapıyor. Son zamanlarda tuvalete gitmeyi de istememeye başladı. Dolayısıyla pür dikkat durumunda olmam gerekiyor. Bu da beni çok yoruyor.. Ama olacak inşallah..
bu da dönüş yolunda mısırları lüpleten Çınar. Mısır delisi. Geldiğimizden beri pazarda mısır arayıp, alıyoruz. Biraz buzluğa stok yapmak lazım ama daha önceki denemelerimde sonuç çok sert olmuştu.

Çınar ilk gittiğimiz zamanlarda denizde kolluk takmak istememişti, ben de zorlamadım. Benimle beraber giriyor nasılsa güzel güzel diye... Denizi hala çok çooook seviyor.. Maşallah!! Son hafta kolluk taktık. Kollukları takılıp çok ilerlere kadar açıldık, benim de boyumu geçen yerlere kadar. Çınar kollukları oldğunda bei bırakıyor, sahilde dondurma satılan kafenin yönüne doğru yüzüyor. "Anne ben doduydaalıcam" diyerek. Belki de geldiğimizde takmaya başlasaydı şimdiye kadar kolluksuz yüzmeye başlardı. ama neyse artık seneye...
Altınoluk maceramız anlatmakla bitmez. neresinden başlayayım ya da neresinden balıklama dalayım bilemiyorum. Belki de fotoları yükledikçe anlatabilirim..
Çınar kapıları kendi açabildiğinden dış kapıyı da açıp, dışarı çıkıyor, terliklerini ve şapkasını takıp Rüya basına doğru gidiyordu. Sitenin diğer ucundaki evlerine.. Buraya geldiğimizde de "ben Rüya abama gidicem yürüyerek" dedi bi çok kez ama Rüya abamız Altınoluk'ta henüz ve gelmiş olsa da evleri yürüme mesafesinde değil. Çınar'ın bir anda alıp başını giderek gözden kaybolması meşhur. Herkes takipte.. 3 farklı yoldan evlerin aralarından gidilebilen Rüya abaya her yoldan gidebiliyor kendi başına.Tabii biz arkada uzaktan ve sessiz takipçileriz. ;) Teyzesinin, dayısının ve amcamların evini biliyor. Tam bir sokak çocuğu kıvamına gelen Çınar'ın burdaki akıbeti çok merak konusuydu ancak oyuncaklarını çok özlemiş olan Çınar bir kaç günü onları incelemekle tekrar tekrar oynamakla geçirdi. Şimdilerde en büyük tutkusu arabalar. Top tutkusunu da geçti. Arabasız parka gitmiyoruz, hiç bir yere gitmiyoruz ve evin heryerinde arabalarla oynuyoruz, yarış yapıyoruz.. Bolca kitap okuyan ve resim yapan Çınar evin içinde olmaya da alıştı.

3 yorum:

Bahar dedi ki...

Şükür kavuşturana :)) Özledik çokça, Egemen doğumgünü resimlerine bakıp Çınar'ı soruyor, "ben git ona" diyip durdu :)) Tatiliniz de güzel geçmiş, maşallah Çınar'a daha da büyümüş :))
Kısa zamanda görüşebilmek dileğiyle.
Sevgiler

Aslıhan Kaplan Bayrak dedi ki...

teşekkürler Bahar.
evet aynen özleştik.. Çınar az biraz büyüdü galiba... yeterli gelmiyor bana yemesi düzgün olmadığından...
Görüşmek üzere..

Nil dedi ki...

Hoşgeldiniz. Kendinizi çok özlettiniz.