19 Mart 2009 Perşembe

iki keklik...

Bu hafta iki keklik haftamızdı... pazar günü hiç bir şekilde durmadı, uyumadı Çınar.Bir ara iki keklik türküsünü söylemek geldi aklıma, ben iki keklik diye başlar başlamaz döndü yüzüme baktı, güldü ve sonra kafasını koynuma yasladı. ve öylece mutlu mesut uyudu. Oğuzhan dayımızı özledik galiba.. doğduğu günden beri iki keklik ve ege türküleriyle uyutuyor Çınar'ı çünkü. Aslında bir önceki hafta gelmişti dayımız ama çok kısa oldu, doyamadık. inşallah bu haftasonu da gelecek dayımız, Asaf amcamlarla beraber..
Yekta Çınar tam sekiz buçuk aylık oldu. geçtiğimiz aylar da epey hastalanmıştı üstüste ama bu aralar iyiyiz maşallah. Şimdiden bir yılda alması gereken kiloyu almış. Aslında çok yemiyor kuzucuk.. ve son birbuçuk ayda sadece 600gr. aldı. ama yeterli galiba... doktor teyzemiz iyi gidiyor dedi. Allah nazarlardan korusun. Kan sayımı ve demir eksikliği var mı acaba diye ilk defa kolundan kan alındı Çınar'ın. Aşılarda hiç ağlamayan çocuğumun canını çok yaktılar, çek çek gelmedi kan. salya sümük ağladı oğluşum, tabi benim de içim yandı.. Allah beter acılardan korusun.
Dün ilk defa yedi saat ayrı kaldık kuzucuğumla.. İlk defa anaane ve dedesine bırakıp Taksim'e gittim. Eda'nın doğumgünü vesilesiyle.. benim için çok büyük değişiklik oldu, moral oldu; arkadaşlarımı görmek. arada babama ettiğim telefonlarda Çınar'ın pek bişey yemediğini ve pek fazla uyumadığını duyunca son saatlere doğru huzursuzlandım ama naapalım.. alışması lazım aslında. çalışan annelerin bebekleri çok daha küçükken ayrı kalmaya başlıyorlar annelerinden. ben de güya evde çalışacağım ama pek mümkün olmuyor.. bakalım ne zamana kısmet.. yine de çok özledim oğlumu o kadarcık saatte bile... Gerçi Çınar'ın keyfi yerindeymiş, Eren'in salıncağında sallanmış; Ceren'i incelemiş bol bol... ;) Annecim ve babacım sonsuz teşekkürler.. iyi ki varsınız... Siz Altınoluk'a gidince biz naapıcaz.. :(

Hiç yorum yok: